(1086 S. K. m. 186) (4721 S. K. m. 683, 1027) (2709 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 10829 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlara davalının taşkın yapılanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve muhtesatın yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmaza müdahalesi olmadığını,poligon noktalarında meydana gelen karışıklıktan oluşan kaymanın kadastro yenileme çalışmaları ile giderildiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, dairece; yargılama sırasında davalının taşkın yapının da üzerinde bulunduğu 870 parsel sayılı taşınmazı 3. kişiye satış yoluyla devrettiği dosya kapsamı ile sabittir. HUMK.nun 186. maddesi uyarınca işlem yapılarak davada taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, dahili davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Solmazlar'ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının kayden maliki bulunduğu çekişme konusu 10829 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların 2859 sayılı yasa uyarınca yapılan kadastro yenileme çalışmaları ile 4473 ada 6 ve 7 parsel olarak tekrar davacı adına tescil olunduğu; yine davalı adına kayıtlı bulunan 870 parselin davalı ... tarafından HUMK.nun 186. maddesi uyarınca kendine dava yönlendirilen davalı Tarık Kösa'ya satış yoluyla temlik edildiği, anılan taşınmazın da kadastro yenileme çalışmaları ile 4473 ada 5 parsel olarak davalı Tarık adına tescil edildiği,dava konusu parsellerde yapılan kadastro yenilemesi işleminin Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2003 tarih, 2001/990 esas, 2003/1491 karar sayılı ilamı ile iptal edilerek eski hale getirilmesine karar verildiği,anılan kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, 2859 sayılı yasa uygulamasından önce davalı tarafından kendi taşınmazına inşa edilen yapının 10829 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlara taşkın olduğu ve anılan taşkınlığın 2859 sayılı yasa uygulaması ile giderilerek taşkın bölümün isabet ettiği kısmın davalı taşınmazında bırakıldığı, buna göre sicil kaydının oluşturulduğu, böylece taşkınlığın ortadan kalktığı, ne var ki, yukarıda da değinildiği üzere Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2003 tarihli kesinleşen kararı ile 2859 sayılı yasa gereğince gerçekleştirilen uygulamanın iptal edildiği, ancak iptal hükmünün infaz edilmek suretiyle sicile yansıtılmadığı,halen taşkın olan yapı bölümünün davalının sicil kaydı kapsamında bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. O halde,uygulamanın iptaline ilişkin kesinleşen karar infaz edilerek sicil kaydı düzeltilmedikçe eldeki davanın dinlenilmesine olanak bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, Anayasanın 138. maddesi son fıkrası gereğince,yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır, bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesine geciktiremez. 4721 sayılı TMK.nun 1027. maddesi ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararı ile düzeltebilir. Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde olabilir şeklindeki yer alan hükümler gözetildiğinde Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2003 tarih, 2001/990 esas, 2003/1491 kararının da TMK.nun 1027. maddesinde sözü edilen mahkeme kararı olduğunda kuşku yoktur.
Öte yandan kararın infazı için idareye başvurulduğu halde kesinleşen mahkeme kararı aleyhinde olanın idareye müracaat etmemiş olmasının kararın infazına engel teşkil etmeyeceği başka bir deyişle kararın infaz edilmeyişinin haklı ve geçerli bir sebebi olarak kabul edilemez.
Sonuç: Bu durumda, sicilin anılan karar doğrultusunda düzeltilmesi ve eski geometrik ve mülkiyet durumunun ihyasının sağlanması bakımından davacıya olanak tanınması ve sicilin ihya edilmesi hususunun eldeki dava bakımından bekletici mesele sayılması, ondan sonra işin esası bakımından bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Dahili davalı Tarık Kösa'nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy