(818 S. K. m. 107, 241, 244, 246)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 15.08.1978 tarih ve 12 sıra no'lu tapu kaydıyla maliki olduğu 2169 m2'lik taşınmazın, Belediye Encümeninin 19.01.1983 tarih ve 1 sayılı kararıyla Askerlik Şubesi binası ve lojmanı yapılarak kullanmak koşuluyla mülkiyeti hazineye, irtifak hakkı Milli Savunma Bakanlığına ait olmak üzere 21.01.1983 tarihinde davalı hazine adına tescil edildiğini, bilahare taşınmazın kadastro gördüğünü ve halen 335 ada 11 sayılı parsel olduğunu, ancak tarafların iradesinin koşullu bağış olup, öngörülen koşulun yerine getirilmediğini ve taşınmazın hazine tarafından ihaleyle satışa çıkarıldığını ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişme konusu taşınmazın Askerlik Şubesi Başkanlığı lojmanı ve hizmet binası yapılmak amacıyla 1983 yılında davacıdan 2490 sayılı Yasaya göre satın alındığını ve Milli Savunma Bakanlığına tahsis edildiğini, işlemin koşullu bağış olmadığını, bilahare taşınmazın 1794 m2'sinin 355 ada 5 parsel olarak kadastro ile, 323 m2'sinin ise taraflar arasında görülen dava sonucu hükmen ve 355 ada 6 parsel olarak hazine adına tescilinden sonra tevhiden 355 ada 11 parsele dönüştürüldüğünü, ortada kısmi kesin hüküm olduğu gibi, işlemden itibaren 20 yıllık ve kadastrodan itibaren 10 yıllık sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların gerçek iradelerinin bağış olduğu ve temlikin koşula bağlandığı, ancak bağışın koşulunun ifa edilmediği gibi şartın gerçekleşme imkanının da kalmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Karar, davalı Hazine vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. T.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi, gereği görüşüldü düşünüldü:
Dava, koşullu bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın 15.08.1978 tarih ve 12 sıra no'lu tapu kaydıyla davacı Belediye adına kayıtlı iken, Belediye Meclisi ve Encümen Kararları ile Askerlik Şubesi binası ve lojmanı inşa edilmesi koşuluyla mülkiyeti hazineye, irtifak hakkı Milli Savunma Bakanlığına ait olmak üzere devrine karar verilerek tapuda sembolik bir bedel gösterilmek suretiyle davalı Hazineye temlik edildiği 21.01.1983 tarih ve 8 sıra no'lu tapu kaydıyla Hazine adına tescil olunduğu; anılan bu kaydın kadastro tespitinde 355 ada 5 parsel sayılı taşınmaza uygulandığı, yine taraflar arasında görülen dava sonucunda, aynı tapunun 355 ada 6 parsel sayılı taşınmaza da uyduğu kabul edilerek verilen kararın kesinleştiği; bilahare 5 ve 6 sayılı parsellerin tevhidi sonucu çekişmeli 355 ada 11 sayılı parselin oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, temlikteki tarafların iradesinin koşullu bağış olduğu, oysa öngörülen koşulun yerine getirilmediği ve çekişmeli taşınmazın davalı hazine tarafından ihaleyle satışa çıkarıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürürlü (makable Şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece BK'nun 241 inci maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de aynı yasanın 244/3 maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri istiyebilir.
Hemen belirtmek gerekirki; bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tesbiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren B.K'nun 246 ncı maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.
Öte yandan Borçlar Kanunu'nun borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümleri; koşullu veya mükellefiyetli bağışlarda da gözden uzak tutulmamalı, 107 nci maddede sayılan özel haller dışında, sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için mütemerrit duruma düşen bağışlanana işin özelliğine ve hayatın olağan akışına uygun bir süre tanınmalıdır.
Somut olaya gelince; çekişmeli 11 sayılı parseli oluşturan taşınmazlardan 5 no'lu parselin kadastro tespiti 27.05.1993 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava ise 05.04.2005 tarihinde açılmıştır.
Hazine adına tapunun oluştuğu 1983 yılından 5 ve 6 sayılı parsellerin kadastro tespit ve dava tarihine kadar uzunca bir süre geçmiş olup, bu süre içerisinde bağışın koşullarının yerine getirilemeyeceği hayatın olağan akışına göre belli olduğu gibi, kadastro tespitinden sonra çok uzun süre bu konuda dava açılmadığı gözetildiğinde, Borçlar Yasası'nın 246 ncı maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğu açıktır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy