(4721 S. K. m. 28, 1023, 1024)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı D. Y.'ın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla 2 parsel sayılı taşınmazdaki 15/100 payının çıplak mülkiyetini muvazaalı olarak satış suretiyle davalı Alptekin'e temlik ettiğini, onun da diğer davalıya devrettiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, temlikin muvazaalı olduğu, son kayıt maliki davalı Z.'nin de iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılardan Alptekin Yıldırım tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A. S. Ç.'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
KARAR
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde, tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; miras bırakanın vekil aracılığıyla ara malik davalı Alptekin'e yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, son kayıt maliki diğer davalı Z.'nin de Türk Medeni Kanununun 1024.maddesi uyarınca işlemi bilen ve bilmesi gereken konumda bulunduğu, bu sebeple aynı yasanın 1023.maddesi uyarınca iyiniyetli sayılamayacağı ve ediniminin korunamayacağı belirlenmek ve bu olgu benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olması kural olarak doğrudur.
Ancak, davalı Alptekin'e husumetin yöneltilmiş olması, davanın çözümlenmesinde kolaylık yaratacağı ve delillerin değerlendirilmesi ve taktirinde ışık tutan bir olgu olup, tapu kayıtlarının iptal ve tescil davalarının kayıt maliki aleyhine açılacağı ilkesi gözetildiğinde, Alptekin'e husumetin düşmeyeceği tartışmasızdır.
Öyle ise, anılan davalı yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiği asıldır.
Diğer yandan, mahkemenin karar gerekçesinde davanın pay oranında açıldığı benimsenmiş, buna karşın hüküm fıkrasında miras bırakan adına tescil kararı verilmiş olması da doğru olmadığı gibi, Türk Medeni Kanununun 28.maddesi hükmü uyarınca ölüm ile hukuki şahsiyet son bulduğu halde, ölü kişi adına tescile karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Öyleyse, davalı Alptekin'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy