(492 S. K. m. 13) (1062 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalıya ait 1540 sayılı parselin Suriye uyruklu Mulla Şabanoğlu Salih adına kayıtlı 119 sayılı ana parselden geldiğini 1062 Sayılı Yasa uyarınca mülkiyetin Hazineye geçtiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacı Hazine davalıya ait 1540 parsel sayılı taşınmazın Suriye uyruklu Mulla Şabanoğlu Salih adına kayıtlı 119 sayılı ana parselden geldiğini, 1062 Sayılı Yasa uyarınca mülkiyetin Hazine'ye geçtiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme sonucunda davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. O halde, davacının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davalının, temyiz itirazlarına gelince; Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen davalarda davanın sonucuna göre taraflar adına hükmedilecek vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanması kuşkusuzdur. Taşınmazlarla ilgili davalarda vekalet ücretine esas olan değer ya dava dilekçesinde gösterilen değer veya mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan miktardır.
Her iki tarafın da harca tabi olması durumunda yukarıda belirtilen ilkelere göre vekalet ücretinin hesaplanacağı tartışmasızdır. Ancak özellikle gerek 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/j maddesine göre harçtan muaf olan Hazinenin, gerekse özel yasalarına göre yine yargı harcından muaf tutulan kuruluşların dava açılırken harç yatırmaları gerekmediği gibi bunun sonucu olarak mahkemece keşfen belirlenen değere göre de harç tamamlamalarından söz edilemez. Diğer yandan, karşı tarafa da yasadan kaynaklanmayan böyle bir sorumluluk yükleyerek davanın devamı sırasında harcı tamamlattırmak da mümkün değildir. Bu özel durum dikkate alındığında vekalet ücretinin hesabına esas alınacak dava değerinin mahkemece keşfen belirlenen değer olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki dava konusu taşınmazın değerinin saptanması mahkemenin kendiliğinden gözeteceği bir husustur. Öyle ise davacısının harçtan muaf olduğu davalarda yapılacak iş, dava dilekçesindeki değerden az veya çok olsun mahkemece resen belirlenen gerçek değer üzerinden dava sonucuna göre vekalet ücretine hükmetmektir.
Sonuç: Somut olaya gelince; Davacı Hazine 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/j maddesine göre harçtan muaf olup keşfen belirlenen değere göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken dava dilekçesindeki değer üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması doğru olmadığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bu hususa hasren BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy