(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden malik olduğu 26729 parsel sayılı taşınmazın üzerine davalı Türkcell'in taşınmazı kiralamaya yetkisi bulunmayan diğer davalıdan kiralayarak, insan sağlığı için de tehlikeli olan baz istasyonu kurmak suretiyle taşınmaza müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmaz üzerine yapılı cami nedeniyle yasa gereğince caminin Diyanet İşleri Bakanlığına devredilmiş sayılacağı ve bu durumda mülkiyetin davacı dernekten Hazineye geçtiği değerlendirmeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi C. Ç.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı, Türkiye Hayırlar Yaptırma ve İdame Ettirme Derneği, mülkiyeti kendisine ait, 26.729 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki camiye davalı Türkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından baz istasyonu kurularak müdahale edildiğini ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesini istemiştir.
Mahkemece, sıfat yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının çekişmeli taşınmazın kayıt maliki olduğu, dava dışı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, davalı Dini ve Sosyal Hizmet Vakfına verdiği yetkiyle, anılan vakfın yine dava dışı Türkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ile baz istasyonu kurulması konusunda kira sözleşmesi yaptığı, davacının anılan sözleşmede yer almadığı gibi bir muvafakatinin da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere Medeni Kanunun 683. maddesinde ...bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. düzenlemesine yer verilmiştir.
Olaya bu açıdan bakıldığında, davacının mülkiyet hakkı sahibi olarak, dava açmakta hukuksal yararının bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle, dava açma sıfatına sahip olduğu da kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların delillerinin toplanarak işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir, davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy