(3402 S. K. m. 4, 14, 17) (3083 S. K. m. 2) (6100 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada:
Davacı Hazine, Silifke İlçesi, Karakaya Köyü, Teyin mevkiinde bulunan 1543 numaralı parsel sayılı taşınmazın tapulama tespit çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edildiği halde sonradan düzenlenen ek tapulama tutanağıyla davalı İ. Y. adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek ilk tapulama tutanağındaki tespit gibi kaydın iptaliyle hazine adına tesciline karar verilmesini etmiştir.
Davalı, 1591 ve 1543 parsel sayılı taşınmazların evvelce bir bütün olduklarını, 20 yılı aşkın bir zamandır nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduğunu, kazandırıcı zamanaşımıyla mülk edinme koşullarının lehine gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla: Tetkik Hakimi İ. A.'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece; davalı taraf yararına eklemeli olarak 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmaz 13.4.1986 tarihli kadastro tespitiyle taşınmazın batısında bulunan 1591 numaralı parsele uygulanan 136 Sayılı vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına 1543 parsel sayısıyla tespit edilmiş iken daha sonra 15.5.1987 tarihinde itiraz komisyonuna herhangi bir itiraz olmadığı halde ek tutanak adı altında tutanak düzenlenerek mülkiyet hanesinin 1543 parsel sayılı taşınmazın mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı İ. Y. adına değiştirildiği, daha sonra kadastro tutanağındaki 18.11.1987 tarihli açıklamadan, 3402 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün Genelgesi uyarınca yeniden malik hanesinin Hazine olarak düzeltildiği buna rağmen davalı adına sicil oluşturulduğu, davacı Hazinenin de sicilin yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu, aynı zamanda da çekişmeli yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olduğunu iddia ederek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez. Zira taşınmazın kuzey tarafında kamu malı niteliğindeki ormanla güney tarafında taşlık ve çalılık arazi bulunmaktadır. O halde orman araştırması yapılması da zorunluluk arzeder.
Bilindiği üzere; bir yerin orman olarak kabul edilebilmesi bakımından eğer orman kadastrosu ve tahdit geçmiş ise tahdit haritasının teknik bilirkişi, harita mühendisi, orman veya Yüksek Orman Mühendisi sıfatını taşıyan bilirkişiler aracılığıyla zemine aplike edilmek suretiyle çekişmeli yerin tahdit kapsamında kalıp- kalmadığının tespitiyle mümkündür. Yok eğer orman tahdidi bulunmuyorsa bu taktirde memleket haritası, amenajman planları, hava fotoğrafları getirtilerek taşınmazın öncesinin, niteliğinin bu belgeler uygulanmak suretiyle tespit edileceği kuşkusuzdur.. Oysa mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmış değildir. Eksik tahkikatla yetinerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kabul tarzı itibarıyla 3402 Sayılı Yasanın, 14. ve 17 nci maddeleri hükümleri gereğince diğer koşulların yanında bir kimsenin aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu arazide ise ancak 40 dönüm yer iktisap edebileceği öngörülmüştür. Sulu arazi 3083 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde tarif edilmişken bu defa 5403 Sayılı Yasada bu tarif değiştirilmiştir. Öte yandan eklemeli zilyetlikle Yasada öngörülen sürenin oluştuğu gözetildiğinde gerek davalı ve gerekse onun edindiği kişiler bakımından da aynı araştırmanın yapılması gerekeceği tartışmasızdır. Oysa Mahkemece bu husus üzerinde de durulmaması ve bu Yasal düzenlemelerin gözetilmemesi de isabetsizdir.
Sonuç: O halde; davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 Sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı Kanunun H.U.M.K.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy