(4721 S. K. m. 1027) (Tapu Sicil Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne dair olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakiminin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tapu kayıtlarında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istE. ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden davacının, davaya konu 154 parsel sayılı taşınmazda miras bırakan A. oğlu M. C.'in paydaş olduğunu ancak tapu kaydında M. C. mirasçıları yazıldığından tapuda işlem yapamadıklarını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, nüfus kaydına göre 1919 doğumlu A. ve E.'den olma M.'in bekar ve çocuksuz olarak soyadı almadan 20.7.1932 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, tapu kayıtlarının düzeltilmesine dair davalarda mevcut kayıtların nüfus kayıtlarına uygun şekilde düzeltilmesi esastır. Bu sebeple nüfus kaydında soyismi bulunmayan kişilerin tapu kaydında soyisimlerinin yazılması mümkün değil ise de, böyle bir durumda davacının tapu kayıtlarında işlem yaptırabilmesi için, "çoğun içinde az da vardır" kuralından hareketle, başka bir deyişle davacının talebinin, tapu malikiyle mirasbırakanının aynı kişi olduğunun tespitini de içerdiği gözetilerek bu yönden inceleme yapılarak tespit kararı verilebileceği açıktır.
6100 Sayılı H.M.K.nın yürürlüğe girdiği 1.1.2011 tarihinden sonra tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla husumet yöneltmek gereken bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt malikiyle tespiti istenen kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen davaya konu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna dair tüm belgelerle birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus müdürlüğünden, davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişiyle aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanaklarıyla bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığıyla kayıt malikiyle aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Hal böyle olunca, davacının talebinin tespit isteğini de içerdiği gözetilerek, yukarda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, tapu kaydında malik gözüken kişiyle davacının miras bırakanının aynı kişi olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, davacının iddiasının ispatlanması halinde tapu kaydındaki malikle davacının mirasbırakanının aynı kişi olduğunun tespitine aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, "Mülkiyet hakkının tescili" başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 28. maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibarettir. Görülüyor ki; bunların arasında malikin doğum tarihi yer almamıştır. Dolayısıyla tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgilerinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez. Şayet tapunun tesciline dayanak yapılan işlemde düzeltmeyi gerektirir bir hata yapılmışsa, bu hata tüzüğün 87. maddesi uyarınca ilgilisinin başvurusu üzerine o maddedeki konular araştırılarak idarece düzeltilmelidir.
Bu sebeple mahkemece, tapu kayıtlarının "A. oğlu 1.7.1919 doğumlu M. olarak düzeltilmesi" şeklinde, doğum tarihinin de kayda yazılması sonucunu doğuracak şekilde düzeltme kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalı tarafın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 Sayılı Kanunun geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy