(765 S. K. m. 526) (2495 S. K. m. 3, 5, 18, 19)
Dava: Yetkili mercilerce verilen emre riayetsizlikten sanık Adnan ve dokuz arkadaşının yapılan yargılamaları sonunda; mahkumiyetlerine dair, (Tosya Sulh Ceza Mahkemesi)'nden verilen 6.6.1995 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı ile sanık Adnan tarafından süresinde dilekçeyle istenmek ve dava evrakı C.Basavcılığı'nın 3.1.1996 tarihli tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle okunup iş anlaşıldıktan sonra, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Kamuya ait veya özel kurum ve kuruluşlarda, ülke güvenliği veya toplum hayatı bakımından olumsuz sonuçlar yaratacak hırsızlık, soygun ve yağma gibi eylemlere karşı güvenliklerinin sağlanması amacıyla, 2495 sayılı Kanunla düzenleme yapılmış olup, Kanunun 3. maddesi; bu amaçla özel güvenlik önlemleriyle yetinilebileceğini, 5. maddesi; fiziki ve diğer ek önlemlerin belirtilen mercilerce aldırılabileceğini, 18. maddesi; denetim yetkisini, 19. maddesi de denetim sonucuna göre alınacak önlemleri belirtmiş, 24.maddesinin (b) bendi; denetim sonuçlarına göre yükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında müeyyide öngörmüştür.
Dosya içerisinde bulunan İçişleri bakanlığı'nın 5.1.1990 gün ve 16003 sayılı Genelgesinde; (son günlerde Yurdumuz genelinde sarraf ve kuyumculara yönelik; gerek delmek suretiyle, gerekse çeşitli usul ve yöntemlerle hırsızlık ve silahlı soygun olaylarında artış gözlenmektedir) denilerek, fiziki bazı önlemlerin aldırılması Valiliklere bildirilmiş, 7.12.1994 tarihli ve Emniyet müdürlüğü'ne hitabeden yazıda da; 2495 sayılı Kanunu ve buna bağlı Yönetmelik hükümleri gereğince alınması gerekli önlemlerin kuyumculara duyurulduğu, ancak yapılan kontrollerde bu önlemleri almadıklarının tespit edildiği belirtilerek, sanıklar hakkında işlem yapılmasının istendiği görülmektedir.
Yukarıda tespitlerin gösterdiği gibi sanıkların eylemi, 2495 sayılı Kanunla düzenlenen alan içerisinde bulunmaktadır. Kanunun özel olarak düzenlediği sınırlarını ve koşullarını belirlediği konularda suç oluşturan eylemlerin idari tasarrufla genişletilmesi ve TCK.nun 526/1. maddesinin uygulanmasını gerektiren suç haline dönüştürülmesi mümkün değildir.
Bu nedenle, sanıkların eylemlerinin, yukarıda değinilen hükümleri ile birlikte 2495 sayılı Kanunu kapsamında değerlendirilip tartışılması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, bu kanun hükümleri nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre, maddede öngörülen temel hafif para cezasının TCK.nun ek 1 ve 2. maddeleri ve suç tarihi itibariyle 78.000 lira yerine 195.000 lira olarak fazla tayini,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O yer C.Savcısı ve sanık Adnan'ıntemyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 18.3.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy