(765 S. K. m. 191, 456, 460) (825 S. K. m. 28) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5320 S. K. m. 18)
Dava: Tehdit ve kasten yaralama suçlarından sanıklar Ali Bey Yıldırım ve Süleyman Horasanlıoğlu'nun yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair Sarız Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 11.12.2002 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık Ali Bey Yıldırım, üst C. Savcısı ve o yer C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 29.12.2003 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Sanıklar hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 Sayılı TCK. nun 456/4, 191/1.maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanık Ali Bey ile o yer C. Savcısı ve üst C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
1- 825 sayılı Kanunun 28/2. maddesinde öngörülen 30 günlük yasal süreden sonra hükmü temyiz eden üst C. Savcısının temyiz isteğinin reddine,
2- Sanık Ali Bey Yıldırım ve o yer C. Savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Sanık Ali Bey Yıldırım'ın diğer müşteki sanık Süleyman'ı tehdit ettiğine dair, müştekinin iddiası dışında delil bulunmadığı gözetilerek atılı tehdit suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Sanık Ali Bey Yıldırım hakkında takibi şahsi şikayete bağlı basit yaralama suçundan açılan davada, müşteki sanık Süleyman'ın 11.9.2002 tarihli celsede şikayetten vazgeçmesi karşısında, sanık hakkında kamu davasının 765 sayılı TCK. nun 460. maddesi uyarınca ortadan kaldırılması yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
c) 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9.maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12.maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18.maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9.maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık Ali Bey ile o yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 15.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy