2. Ceza Dairesi 2005/8206 E., 2005/19966 K. HÜKÜMLÜLÜKTEN SONRAKİ YASA DEĞİŞİKLİĞİ İNFAZA İLŞKİN KARAR LEHE KANUN UYGULANMASI
5275 S. CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA ... [ Madde 98 ]
"İçtihat Metni"
Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan dolayı Ankara Onikinci Sulh Ceza Mahkemesi'nin 10.11.2004 gün ve 2004/1126-1128 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 565/1,119,72,647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 135.401.000 Türk Lirası hafif para cezasına hükümlü Orhan'ın, işbu cezasının infazı sırasında 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesinde yer alan "Kanunlarda, hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür" hükmü karşısında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi de nazara alınarak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesine göre idari para cezasına dönüştürülmesi talebinin kabulü ile ceza kararnamesinin iptaline, 5349 sayılı Kanun ile değişik 5252 sayılı Kanun'un 7. maddesi 4. bendi gereğince idari para cezasına dönüştürülen sanığın eyleminde karar vermeye Cumhuriyet Savcısının kesin olarak yetkili olduğundan bahisle dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair, aynı mahkemenin 08.06.2005 gün ve 2004/1126-1228 sayılı ek kararına vaki itirazın reddine ilişkin, (Ankara Ondördüncü Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2005 gün ve 2005/156 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 27.07.2005 gün ve 32420 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 11.08.2005 gün ve 2005/144179 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkûr ihbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre, hükmün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesinin başlığı, 5349 sayılı Kanunla "Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi" olarak değiştirilerek aynı maddenin 1. fıkrasında, "Kanunlarda, hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür" 4. fıkrasında ise "Bu madde hükmüne göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet Savcısı yetkilidir" hükmüne yer verdiği, cezanın infazı sırasında, bahsi gecen düzenleme nedeniyle Cumhuriyet başsavcılığınca vuku bulan talep üzerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolun-muşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar", aynı maddenin 2. fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98/1. maddesindeki "Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilerek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir" hükümleri uyarınca mahkemesince bir karar verilmesi gerektiği, kesinleşmiş hükümden sonra hükmü veren mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilemeyeceği, bu hususun benzer bir olay nedeniyle Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi'nin 18.05.2004 gün, 2003/5417 esas, 2004/6426 sayılı ilamı ile de kabul edilmiş bulunduğu gibi Cumhuriyet Savcısının idari yaptırıma karar verme yetkisinin hazırlık soruşturması aşamasındaki dosyalarla ilgili olduğu,
Ayrıca hükümlünün eyleminin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 565/1. maddesinde belirtilen suçla ilgili bulunduğu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanu-nu'nda idari yaptırım ile müeyyide altına alındığına dair bir hüküm bulunmadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 180. maddesinde kara taşıtlarının taksirle kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından bir tehlikeye neden olması husususun yaptırım altına alınmadığı, aynı Kanunun 179/2. maddesinde düzenlenen suçun ise kasıtlı bir suç olduğundan sanığın eylemine uygulanıp uygulanmayacağı hususu da tartışılmak suretiyle inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde verilen karara vaki itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
Ankara Onikinci Sulh Ceza Mahkemesi'nin 10.11.2004 gün ve 1126-1128 sayılı ceza kararnamesi ile sanığın, 13.02.2004 tarihinde işlediği tehlikeli vasıta kullanmak suçundan dolayı, mahkumiyetine karar verilmiş ve kesinleşmiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'a göre sanığın eyleminin idari para cezasını gerektirdiği gerekçesi ile hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için C.Savcılığı tarafından yapılan başvuru üzerine mahkemenin 08.06.2005 gün ve 1126-1128 Ek sayılı kararı ile ceza kararnamesinin iptali ile idari para cezasına dönüştürme yetkisi C.Savcılığına ait olduğundan dosyanın C.Savcılığına gönderilmesine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz ise reddedilmiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasında 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşen hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98/1. maddesinde ise sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa cezanın belirlenmesi için mahkemeden karar isteneceği belirtilmiş olup, bu tür başvuruların mahkemece incelenip sonuçlandırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda C.Savcılığı tarafından yapılan başvurunun incelenerek sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda düzenlenip düzenlenmediğinde tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken ceza kararnamesinin iptali ile dosyanın C.Savcılığına gönderilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu itibarla;
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (Ankara Ondör-düncü Asliye Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 16.06.2005 gün ve 2005/156 D.lş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının b bendi uyarınca (BOZULMASINA) ve müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 29.09.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy