(5271 S. K. m. 231, 253, 254) (5237 S. K. m. 7, 86, 125) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 456, 482) (647 S. K. m. 6)
Müessir fiil ve sövme suçlarından sanık Y. Altının yapılan yargılaması sonucunda; Mahkumiyetine dair İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 29.12.2005 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 25.02.2007 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Dosya içeriğine göre, sair temyiz itirazları yerinde görüşülmemiştir. Ancak;
1- Sanığa atılı müessir fiil ve sövme suçları nedeniyle, uzlaşma işlemlerinin; 5271 sayılı CMKnun uzlaşma işlemlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 253 ve 254. maddelerinde öngörülen yöntem izlenmek suretiyle yerine getirilmesi zorunlu olduğu halde, katılan vekilinin kabul etmemesi yeterli görülerek, sanığa uzlaşma teklif edilmeden eksik ve usulüne uygun olmayan işleme dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Sanığın adli sicil kaydı getirtilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
3- 5237 Sayılı TCKnun 7. ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca sanığın eylemlerin uyduğu kabul edilen 765 sayılı TCK. ve 5237 sayılı TCKnun tüm hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sonuçlar belirlenmesi, bu şekilde belirlenen sonuç cezaların karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe olan kanunun belirlenmesi gerekirken açıklanan şekilde ve denetime olanak verecek biçimde değerlendirme yapılmadan, sövme suçundan seçimlik cezalardan adli para cezasının tercih edilmesi halinde 5237 sayılı TCKnun daha lehe olduğu gözetilmeden sanığın atılı suçlardan eylemine uyan 765 sayılı TCKnun 456/4. ve 482/3. maddeleri ile 5237 sayılı TCKnun 86/2. ve 125. maddelerinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları soyut olarak karşılaştırılarak 765 sayılı TCK. Hükümlerinin lehe olduğu kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Sanığın müessir fiil ve sövme suçlarından mahkumiyetine dair 19.11.2002 tarihli karar dairemizin 06.07.2005 tarihli kararı ile bozulması üzerine tamamen ortadan kalktığından bozmadan sonra sanık hakkında atılı suçlardan dolayı uygulanan tüm kanun maddeleri ve gerekçeleri de gösterilmek suretiyle yeni bir hüküm kurulması 19.11.2002 tarihli kararda sanık hakkında hükmolunan hapis cezalarının para cezasına çevrilmesinde düzeltmeler yapılarak bozmadan önceki hüküm üzerinde sonuç cezaların yeniden belirlenmesi suretiyle hüküm kurulması,
5- Sanık müdafii bozmadan önceki 13.06.2002 tarihli dilekçesinde, aynı tarihli celsedeki beyanında ve 19.11.2002 tarihli hükme yönelik 25.11.2002 tarihli temyiz dilekçesinde, sanık hakkınca 647 sayılı kanunun 6. maddesinin uygulanmasını talep ettiği halde, bu hususta herhangi bir karar verilmemesi,
6- Hükmolunan maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden 55.00 YTL yerine 54.00 YTL nispi harca hükmolunması suretiyle nispi harcın eksik tayini,
7- Davayı vekili ile takip eden katılan lehine kabul edilen tazminat miktarı üzerinden, davayı vekil ile takip eden sanık lehine de reddedilen tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
8- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 23.02.2001 yerine 23.01.2001 olarak yanlış yazılması,
9- Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa'nın 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMKnun 231. maddesi uyarınca; soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarla ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezaların tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün hu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy