(647 S. K. m. 4, 5) (5252 S. K. m. 5) (5237 S. K. m. 7) (5083 S. K. m. 1, 2) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmolunan 25 gün hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince günlüğü 12 YTL üzerinde para cezasına çevrilmesi sırasında tutanağı 180 YTL olarak yazılmış ise de, içtima sırasında 300 YTL olarak doğru yazılması karşısında, hükümdeki 180 YTL ibaresinin mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 Sayılı Kanunun 5/2 maddesi ve 5237 Sayılı TCK. nun 7. maddesi ile 5083 sayılı kanunun 1 ve 2. maddesi uyarınca suç tarihi itibariyle temel adli para cezasının 450 YTL olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini,
2- 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasada Cumhuriyet Savcısının hükümlüye ödeme emri tebliği üzerine belli süre içinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, 647 Sayılı Yasanın 5/5. maddesi uyarınca gecikme zammına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
3- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMY'nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık ve O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy