Tebliğname No: 2 - 2009/112923
MAHKEMESİ : Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 13/11/2008
NUMARASI: 2008/922 Karar - 2008/376 Esas
SUÇ: Kasten yaralama
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığının belirtilmesi ve olayda da katılanın maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, katılanın zararının karşılanmaması şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkında 5271 Sayılı CMK.nun 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CYY’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1)-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ve 5237 Sayılı TCK.nun 86/2.maddesi uyarınca hükmolunan 600 TL.dan ibaret cezasının, 1412 Sayılı CMUK.nun 305. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
2)-Katılanın ifadesinin tespit edildiği 31.07.2008 tarihli duruşma tutanağının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 Sayılı CMK.nun 219.maddesinin 1.fıkrasına aykırı davranılması,
3)-Kabule göre de;
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtilmesi karşısında, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken infazı kısıtlar biçimde cezanın infazından sonra sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 22.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.