Tebliğname No : 2 - 2007/256594
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/06/2007
NUMARASI : 2007/382
SUÇLAR : Hırsızlık, mühür bozma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiğinden mühür bozma suçundan verilen kararında temyizi kabil olduğu kabul edilmekle;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından,hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan,5271 sayılı CYY’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle,sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 Sayılı TCK.nın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının 765 Sayılı TCK.nın 522.maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı “değer azlığı”nın 5237 Sayılı Kanuna özgü,ayrı ve yeni bir kavram olduğu bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca ihtiyacı kadar ve değeri az olan eşyanın alınması durumunda olayın özelliği değerlendirilerek yasal ve yeterli gerekçeleri açıklanmak suretiyle uygulanabileceği,somut olayda sanık lehine 5237 sayılı TCK'nın 145.maddesinin uygulanma imkanı olmadığından anılan maddenin uygulanmama ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamış,sanığa hükmolunan cezanın ertelenmesine karar verilirken yasal ve yeterli gerekçe göstirilmemesi,kaçak bedeli ödenmediği halde sanığa verilen cezadan 5237 sayılı TCK'nın 168.maddesi uyarınca indirim yapılması,hüküm tarihi itibariyle katılan lehine 450 TL yerine 300 TL vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi,karşı temyiz olmadığı için bozma nedeni yapılmamış,diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık müdafiinin 30.01.2007 tarihli duruşmadaki sanık lehine olan hükümlerin uygulanmasına ilişkin talebinin 5237 sayılı TCK'nın 50/1.maddesinde düzenlenen kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesini içerdiği ve hırsızlık suçundan verilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesine karşın,anılan maddede belirtilen diğer seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceği konusunda bir karar verilmemesi,
2-Mühür bozma suçundan açılmış bir kamu davası olmadığı halde ek savunma hakkı verilerek sanığın bu suçtan dolayı da cezalandırılmasına karar verilmesi,
3-5237 Sayılı TCK.nun 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı, öngörülmektedir. Aynı yasanın 7. fıkrası uyarınca da hükümlük kararında bu durumun belirtilmesi gerekmektedir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 Sayılı Kanunun 108. maddesinde ise,yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş olup, bu maddede mükerrirler hakkında hükmolunan “adli para cezasının” infazına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu durumda, 5237 Sayılı TCK.nun 58, 5275 sayılı Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği için, hükümlülük kararında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilemeyeceği, sonucu ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sanık hakkında mühür bozma suçundan hükmolunan cezanın niteliği itibariyle 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 6. fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.4.2004 tarih ve 2004/1-101 Sayılı ilamı ve 4667 sayılı Kanunun 77. maddesi ile değişik 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/son maddesi uyarınca vekalet ücretinni,katılan asile verilmesi yerine müdahil vekiline ait olmak üzere müdahile verilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14/02/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy