Tebliğname No : 2 - 2008/60227
MAHKEMESİ : Menemen Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2007
NUMARASI : 2007/537
SUÇ : Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-)Suça sürüklenen çocuğun soruşturması sırasında, yaşları dolayısıyla soruşturmaları ayrı yürütülen olayda suça sürüklenen çocukla birlikte hareket ettikleri anlaşılan sanıklar A. Y.ve G. K.haklarında bu suçla ilgili olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ve olanaklı ise davaların birleştirilmesi değilse denetim olanağının sağlanması yönünde dosyanın getirtilmesi ve kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi,
2-)Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-)5237 Sayılı Kanunun 50/3. maddesi gereğince, fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
4-)5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun suç tarihinde yürürlükte bulunan 23. maddesi, suça sürüklenen çocuk açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılma koşullarını düzenlediği, bu madde hükmünün 5560 sayılı Kanunun 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde belirtilen koşullara göre suça sürüklenen küçük yönünden daha lehe hükümler içermesi nedeniyle 5395 sayılı Kanun hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği belirlenerek; 5395 sayılı Kanunun 23. maddesinin 2. fıkrasının a), (b) ve (c) bentlerinde sayılan koşulların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği belirtilmiştir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmamaktadır. Mağdurun şikayetini devam ettirmesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılma koşullarının değerlendirilmesi koşulları arasında sayılmamıştır. 5395 sayılı Kanunun suç tarihinde yürürlükte bulunan 23/2-d madde-bendinde öngörülen zararın giderilmesi koşulunun, suça sürüklenen küçüğün ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde aranmayabileceğine ilişkin hükmü bakımından bir değerlendirme yapılmadığı gibi mahkemece bu hususa ilişkin bir öneride de bulunulmamıştır. Ayrıntıları ve gerekçeleri Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas ve 2009/13 sayılı kararında açıklandığı gibi; suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesinde zarar yönünden maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği de vurgulanmıştır. Mağdurun uğradığı maddi zararların nelerden ibaret olduğu anlaşılamadığı gibi, şikayetçinin bu hususta dosyaya yansıyan bir talebi de bulunmadığı halde, katılanın sanıktan şikayetçi olduğu ve zararın ödenmediği biçimindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş Sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 14.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy