(5271 S. K. m. 170, 174, 225, 309)
Dava: Kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçundan şüpheli Şükrü Baran hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.11.2008 tarihli ve 2006/2807 soruşturma, 2008/849 sayılı iddianamenin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı kanun'un 174/1-c maddesi gereğince iadesine dair, Tuzla Sulh Ceza Mahkemesinin 18.11.2008 tarihli ve 2008/839 değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Tuzla Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2008 tarihli ve 2008/459 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19.01.2009 gün ve 2008/531/2076 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2009 gün ve 2009/27552 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; soruşturma sırasında şüpheli olarak savunması alınan kişi ile iddianamede şüpheli olarak belirtilen kişilerin isimlerinin aynı olmakla birlikte kimlik bilgilerinin farklı olduğundan Cumhuriyet Savcılığınca şüphelinin kimliğinin belirlenmediği ve ifadesi alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine, keza aynı sebeple itirazın reddine karar verilmiş ise de;
1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmasının gösterilmediği, somut olayda şüphelinin kişilerin huzur ve sükununu bozması ile ilgili olarak, şüpheli beyanı dışındaki delilerin tespit edildiği ve şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunmadığının anlaşılması karşısında, şüphelinin savunması dışındaki tüm delillerin toplandığı ve toplanan delillerin şüpheli hakkında dava açılması için yeterli olduğu,
2- Anılan Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca, iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında hüküm verileceği hususu nazara alındığında, şüpheliye ait nüfus kaydı, Türkcell'e İletişim Hizmetleri A.Ş.'den gelen yazı cevabı ve Cumhuriyet Başsavcılığınca yazılan müzekkerelere göre, şüphelinin iddianamede açık kimliği yazılı bulunan kişi olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı gibi, soruşturma aşamasında ifadesi alınan kişi hakkında suçu işlediği iddiasıyla açılmış bir davanın bulunmadığı,
3- Müşteki Ayşe Yılmaz'ın 06.06.2007 tarihli ifade tutanağında uzlaşmak istemediğini beyan etmiş olduğu,
Gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. Gereği düşünüldü:
Sonuç: Tüm aramalara karşın bulunamadığından soruşturma evresinde, ifadesi alınamadığı için, 5271 sayılı CMK. nun 174/1. maddesine göre iddianame iade edilemeyeceği, şüphelinin açık kimliği hakkında da iddianamede yeterli açıklığın bulunduğu ve müştekinin de açıkça uzlaşmak istemediğini beyan etmesi karşısında, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmemesi sebebiyle, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Tuzla Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 21.11.2008 gün ve 2008/459 değ.iş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 4.fıkrasının (a)bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerinde merciince yerine getirilmesine 27.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy