Tebliğname No : 2 - 2008/130794
MAHKEMESİ : Sarayönü Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/03/2008
NUMARASI : 2008/25
SUÇ : Kendiliğinden Hak Alma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas, 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre katılanın suçtan doğan maddi bir zararının da bulunmadığı, sanıklar Servet ve Yaşar’ın adli sicil kayıtlarındaki 4616 sayılı yasa uyarınca ertelenen davanın hukuki sonuçları araştırılıp engel teşkil etmediğinin belirlenmesi halinde, daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti olmayan, hükmolunan cezanın tür ve süresi itibariyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumlarının bulunmadığı anlaşılan sanıkların, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, “tazminat ödeme ve zarar giderme koşulu yerine getirilmediğinden ayrıca sanıklardan Servet ve Y.. A..’un adli sicil kaydında sabıkalı oldukları görüldüğünden” biçimindeki yasal ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-5560 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlarda adli para cezasının alt sınırının gösterilmediği durumlarda, 5237 sayılı TCK.’nın 52/1. Maddesi uyarınca alt sınırın 5 tam gün olarak kabul edileceği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK.’nın 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9.maddelerine göre yapılan değerlendirmede, 5237 Sayılı TCK.’nın 86/2.maddesinde öngörülen adli para cezasının alt sınırının 120 tam gün olacağı kabul edilip, hatalı değerlendirme ile 765 sayılı TCK.nın 308/3.maddesinin sanıkların lehine olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-5271 Sayılı CMK.nın 216.maddesinin 1.fıkrasında "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığına verilir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince hükmün kurulduğu duruşmada son sözün hazır bulunan sanıklar müdafii yerine katılana verilmesi suretiyle CMUK.nun 216. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy