Tebliğname No: KYB - 2010/297241
Müessir fiil suçundan sanık M.. B..'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4, 51/1. (ikişer kez) maddeleri gereğince iki kez 333,00 yeni Türk lirası, aynı suçtan sanıklar H.. İ.. ve C.. Ş..'nın, anılan Kanun'un 456/4. maddesi uyarınca ayrı ayrı 445,00 yeni Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmalarına dair Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/03/2005 tarihli ve 2004/727 esas, 2005/275 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebinin reddine, sanık M.. B.. hakkında hükmedilen 666,00 yeni Türk lirası ağır para cezasının 666,00 yeni Türk lirası adlî para cezasına, sanıklar H.. İ.. ve C..S.. haklarında hükmedilen 445,00'er yeni Türk lirası ağır para cezasının, 445,00'er yeni Türk lirası adlî para cezasına dönüştürülmesine ilişkin aynı Mahkemenin 18/12/2006 tarihli ve 2004/727 esas, 2005/275 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20.11.2010 gün ve 2010/13289-68982 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2010 gün ve 2010/297241 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Tüm dosya kapsamına göre;
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
2-Sanıkların üzerlerine atılı suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/1-b maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi suçlardan olması karşısında, uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5252 Sayılı Kanunun 9/1. maddesinde, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği öngörülmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunlu olduğu halde, inceleme konusu soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı kasten basit yaralama suçları yönünden, 5560 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı Yasanın 253. ve 254.maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılmadan dosya üzerinde inceleme ile ve daha önce dairemizce kasten yaralama suçları yönünden temyiz istemlerinin reddine karar verildiği halde hükümlerin Yargıtay denetiminden geçtiği şeklindeki dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, hükümlüler M.. B.., C.. Ş.. ve H.. İ.. hakkında (SAMSUN) 2.Sulh Ceza Mahkemesinden ayrı ayrı verilip kesinleşen, 18.12.2006 gün ve 2004/727, 2005/275 sayılı üç ayrı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine 22.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.