Tebliğname No: 5 - 2009/24717
MAHKEMESİ : Bolu Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 13/06/2008
NUMARASI: 2007/341 (E) ve 2008/214 (K)
SUÇ: Konut dokunulmazlığını bozma-cinsel taciz
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizce de kabul edilerek uygulanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/01/2007 tarih ve 3-9 esas 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK'nun 232/6 ve 34/2.maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nun 310.maddesine göre kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde; sanığın yokluğunda verilen hükümde temyiz süresi gösterilmesine karşın “temyiz süresinin başlangıcının tefhim veya tebliğden itibaren başlayacağı hususu ile başvuru mercii” tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmediğinden, 13/05/2008 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli kararı yasal bir haftalık süreden sonra, 21/05/2008 tarihinde temyiz eden sanığın temyiz istemi süresinde kabul edilerek temyiz isteminin reddine dair 13/06/2008 gün ve 2007/341-2008/218 sayılı kararın kaldırılmasına karar verilmek suretiyle yapılan temyiz incelemesinde;
I-Cinsel taciz suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteminin aynı kanunun 317.maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE;
II- Konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1)Olayın görgü tanığı bulunmadığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında suçlamayı reddettiği ve cinsel taciz amaçlı yapılan aramaların yapıldığı telefonun da sanık adına kayıtlı olmadığının anlaşılması karşısında; katılanın eşi
N.. S..'ın ifadelerinde adı geçen Ramazan adlı şahıs tanık sıfatıyla dinlenerek sanığa atılı suç ile ilgili herhangi bir bilgiye sahip olup olmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas- 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararda, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, olayda katılanın bir tazminat talebi bulunmadığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa atılı konut dokunulmazlığını bozma suçundan doğan herhangi bir maddi zararı da bulunmadığı gibi adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nun 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken katılanın zararını tazmin etmediği ve yasal şartları oluşmadığı biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.