Tebliğname No : 2 - 2010/1558
MAHKEMESİ : Bitlis Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/07/2009
NUMARASI : 2009/79 (E) ve 2009/215 (K)
SUÇ : Yaralama, görevliye hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında iddianamede görevi yaptırmamak için direnme suçundan dava açılmasına rağmen bir karar verilmediği belirlenmekle zaman aşımı içerisinde mahkemeden bir karar alınması mümkün görülmüştür.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- -Ceza yasasında, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanığa yüklenen suç kasten yaralama ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup,yaralama suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nun 86/2 maddesinde hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 125/1 maddesinde, hapis ve adli para cezası biçimindeki seçenekli yaptırım, aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan da, yasada hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörülmesi nedeniyle, seçenekli yaptırımlardan neden hapis cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçenin gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda mağdurların bir tazminat istemi bulunmadığı gibi dosyaya yansıyan maddi bir zararlarının da belirlenemediği gözetilerek, sanığın celbedilen adli sicil kaydına esas mahkumiyetlerinin silinme koşullarının oluştuğu da gözetilerek, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken “daha önce kasıtlı suçtan sabıkası bulunduğundan ” biçimindeki, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 10/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy