Tebliğname No : 2 - 2012/143049
MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/02/2012
NUMARASI : 2012/67 (E) ve 2012/81 (K)
SUÇ : Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığını Bozma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Oluş ve dosya içeriğine göre sanıkların, yakınanların oturduğu evden hırsızlık eylemini gerçekleştirdikten sonra çaldıkları malları satmak üzerine bit pazarı tabir edilen yere gittikleri, burada kolluk ekiplerinin kendilerinden şüphelenerek kimlik kontrolü yaptıktan sonra ellerindeki poşette bulunan dizüstü bilgisayarları çalıştırmalarını istedikleri, sanıkların bilgisayarların açılış şifresini bilmediklerinden bilgisayarları çalıştıramadıkları, bu aşamada henüz bir soruşturma da başlamadan ve yakınanların suça yönelik henüz bir başvuruları olmadan suçlarını itiraf ederek bilgisayarları ve şarj cihazı ile kol saatini çaldıkları adresi kolluk kuvvetlerine göstererek olayın ortaya çıkmasını ve çalınan malların yakınanlara soruşturmada iadesini sağladıkları halde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- Sanıklara konut dokunulmazlığını bozmak suçundan verilen 1 yıl 6 ay hapis cezası 2 yılın altında olduğu , sanıklara atılı suçlar nedeniyle katılanların dosyaya yansıyan ve karşılanmayan herhangi bir maddi zararının tespit edilmediği ve daha önce kasıtlı suçtan dolayı hakkında herhangi bir hükümlülük kararı bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezalarının, 5271 Sayılı CMK’nun 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken,“ceza miktarı itibariyle” denilmek suretiyle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 51. ve 5271 sayılı CMK.nun 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık A.. K.. müdafisi ile sanık E.. B..'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/09/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Hırsızlık suçu TCK.nun Özel Hükümleri düzenleyen 2. Kitabın kişilere karşı suçları düzenleyen İkinci kısmın Malvarlığına Karşı Suçları düzenleyen Onuncu Bölümünde düzenlenmiştir. Onuncu Bölümde düzenlenen suçlarla kişilerin malvarlıklarına karşı hukuka aykırı eylemler yaptırıma bağlanarak mülkiyet ve onun yansıması olarak diğer haklar güvence altına alınmıştır. Hırsızlık suçu da bu suçlardan olup cezaların caydırıcılık fonksiyonu da gözönüne alındığında kişilerin malvarlıklarını korumaya yöneliktir. Yasa koyucu hırsızlık suçu yönünden suçun tamamlanmasından sonra mağdurun zararını telafi ederek bozulan kamu düzeninin bir miktar da olsa düzeltebilmek amacıyla etkin pişmanlık başlığı altında TCK.nun 168. maddesindeki düzenlemeleri getirmiştir. Yasa metni ile gerekçesi birlikte ele alındığında, tamamlanmış hırsızlık suçu ile malvarlığı haksız olarak azalan mağdurun zararının sanık tarafından, soruşturma yada kovuşturma evresinde etkin bir pişmanlık gösterilerek tamamen yada muvafakat koşullu kısmi iade/tazmin edilmesi hallerinde cezadan indirimi öngördüğü görülmektedir. Suç işlenecek, sanık suçtan pişman olacak bu pişmanlığını malın iadesine yönelik beyan ve davranışlarıyla etkin bir biçimde ortaya koyacaktır.
Temyize konu somut olaya bakıldığında; Sanıklar İzmir ilinde ikinci el eşyaların yoğunluklu alınıp-satıldığı kemeraltı pazarının bit pazarı tabir edilen bölgesinde ellerindeki diz üstü bilgisayarı satmak isterlerken polisin kuşkusu üzerine yakalanmışlardır. Polislerin kuşkusu ve bilgisayarın kime ait olduğunu sorması üzerine bilgisayarın kendilerine ait olduğunu söyleyen sanıklar, şifresinin sorulması üzerine şifreyi bilmediklerini ve suçun ortaya çıkacağının kaçınılmaz olması nedeniyle suçu işlediklerini bildirip suç yerini açıklayarak suç konusu bilgisayarı polise vermişlerdir. Suç tamamlanmıştır. Suç konusu eşya eldedir. Sanıkların açıklamaları sadece mağdurun belirlenmesine yardım niteliğinde olup elde olmayan eşyanın mağdura iadesini değil mağdurun tesbiti konusunda polise yardımcı olmaktan ibarettir zira polis basit bir teknik araştırma ile mağduru zaten tesbit edebilecektir. Yukarıda anlatılan yasadaki düzenleme, yasanın gerekçesi korunan hukuki yarar gözönüne alındığında, Mahkemenin buna ilişkin kararının yerinde olduğu, sanıklar lehine TCK.nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığı kanaatında olduğumdan sayın çoğunluğun buna ilişkin (1) nolu bozma düşüncesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy