Tebliğname No : 2 - 2012/260590
MAHKEMESİ : Sakarya Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/05/2012
NUMARASI : 2011/481 (E) ve 2012/272 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yüze karşı 31/05/2012 tarihinde verilen kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından 05/06/2012 tarihinde temyiz edildiği, mahkemece 04/09/2012 tarih ve 2011/481-2012/272 sayılı ek karar ile “temyiz harcı yatırılmadığından temyiz talebinin reddine” karar verilmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii 12/09/2012 tarihinde tebliğ edilen ek karara karşı 19/09/2012 tarihli başvurusunda Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kanun gereği temyiz ücreti adı altında yasal olmayan bir ücretin kabul edilemeyeceğini belirterek red kararını temyiz etmiştir.
14/04/2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 lira harç alınması hükme bağlanmış ve anılan yasa maddesi Anayasa Mahkemesinin 20/10/2011 tarih ve 2011/54-142 sayılı kararı ile iptal edilerek, iptal hükmünün kararın resmi gazetede yayımlandığı 28/12/2011 tarihinden başlayarak altı ay sonra (29/06/2012) tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün gerekçesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Adil Yargılanma Hakkı kapsamında değerlendirdiği, mahkemeye erişim hakkının engellenmemesi bağlamında belirlediği kriterlerden birisi olan, “ödeme gücü olmayanlar bakımından etkili adli yardım sisteminin olması” koşulunun ülkemizde yeterince bulunmamasına dayandırdığı gözetildiğinde, anılan hususun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesi beklenmeksizin temel haklarla ilgili Uluslararası Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak iç hukukta uygulanması gerektiği gözetilerek suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin reddine dair 04/09/2012 tarih ve 2011/481-2012/272 sayılı ek kararı kaldırılarak 31/05/2012 tarihli hükmün yapılan incelemesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı TCY.nın 31/2.maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda da rapor alınması gerektiği gözetilmeyerek, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK.nun 50/3.maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/4.maddesinde "Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Her ne kadar 5237 sayılı TCK.nun 50/6.maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında 5237 sayılı TCK.nun 50/6.maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı, hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/06/2008 tarih, 2008/2-149 esas, 2008/163 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere koşullu bir düşme nedenini oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca 5271 Sayılı CYY.nın 231.maddesinin 5.fıkrasının son cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı TCY.nın 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer tedbirlere çevrilmesine ve aynı yasanın 51.maddesine göre ertelenmesine ilişkin düzenlemelere göre daha lehe olduğu gözetilmeden, 5271 Sayılı CYY.nın 231.maddesinin 7.fıkrasına yanlış anlam verilerek; adli sicil kaydına göre sabıkasız
olan ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; yakınanın yaşı küçük sanığa yüklenen suçtan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında “çocuğa verilen kısa süreli hapis cezasının zorunlu da olsa seçenek yaptırımlara çevrilmiş olması” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal olanak bulunmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 19/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy