Tebliğname No : 6 - 2011/22596
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/09/2010
NUMARASI : 2010/385 (E) ve 2010/855 (K)
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 5271 Sayılı CMUK.nun 226. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuklara ek savunma hakkı verilmeden 5237 Sayılı TCK.nun 119/1-c maddesinin uygulanması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2-Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerde, “faiillerin geçmişi, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın fail üzerindeki muhtemel etkileri” gerekçesi ile suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesi uygulandığı halde, işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümde “sanıkların şahsi hali, pişmanlıklarının görülmemiş olması, cezanın muhtemel etkileri” gerekçesi ile aynı Kanunun 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Kesinleşmeyen cezaların içtima ettirilmesine dair hüküm bulunmadığı gözetilmeksizin hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından belirlenen cezaların içtima edilmesi,
4- 5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nun 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325 maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslar arası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslar arası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, Hakim, uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslar arası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslar arası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır. Bu açıklamalar ışığında; 5271 sayılı CMK.nun 150/2. maddesi uyarınca, Baroya yazı yazılarak 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocukların savunmasını yapmak üzere zorunlu müdafii görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiiler için ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuklara yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy