MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Konut dokunulmazlığını bozma, Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükümde sanığın geceleyin rıza bulunmamasına rağmen apartman boşluğuna girmek suretiyle konut dokunulmazlığını bozduğunun ve apartman boşluğundan içeri girdikten sonra müştekinin daire kapısını açtırmak amacıyla onu tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, eylemin geceleyin işlenmesinden dolayı TCK'nın 116/4.maddesi ile uygulama yapılmasında ve tehdit eylemi TCK'nın 116/4.maddesindeki suçun unsuru olarak kabul edilmeyerek ayrıca ceza verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından,TCK'nın 53/1.maddesine göre anılan madde ve fıkrada belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmanın kasten işlenmiş bir suçtan dolayı verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olması karşısında kararda gösterilmeyen hak yoksunluğunun infaz aşamasında nazara alınması mümkün görüldüğünden ve TCK'nın 62.maddesinin uygulanmamasına ilişkin gösterilen gerekçeler yasal ve yeterli olduğundan tebliğnamedeki bu hususlara yönelik 1)A, 2)B ve 2)C deki bozma düşüncelerine katılınmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II- Sanık hakkında tehdit suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında tehdit suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilirken ve TCK'nın 62.maddesinin uygulanmamasına ilişkin gösterilen gerekçeler yasal ve yeterli olduğundan, TCK'nın 53/1.maddesine göre anılan madde ve fıkrada belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmanın kasten işlenmiş bir suçtan dolayı verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olması karşısında kararda gösterilmeyen hak yoksunluğunun infaz aşamasında nazara alınması mümkün görüldüğünden tebliğnamedeki bu hususlara yönelik 2)A, 2)B ve 2)C deki bozma düşüncelerine katılınmamış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında 08.05.2008 tarihli iddianame ile suç tarihinde apartman giriş kapısı dışından şikayetçi Gönül'ün ikamet ettiği 26 nolu dairenin ziline bastığı, şikayetçinin apartman giriş kapısını açmaması üzerine apartman giriş kapısının camını kırarak apartman içine girerek geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçunu işlediği ve 26 nolu daire önüne gelerek şikayetçi Gönül'ü “aç kapıyı seni öldüreceğim, sen öldün” diyerek tehdit ettiği gerekçesiyle kamu davası açılması ve mahkemeninde eylemi bu şekilde kabul etmesi karşısında sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin müştekinin soyut iddialarından başkaca mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu kararda açıklanmaksızın yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18/11/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI GÖRÜŞ;
Sanık hakkında, müştekiye yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak, sayın çoğunluğun, “...müştekinin soyut iddialarından başkaca mahkumiyetine yeter...” kanıt bulunmadığı biçimindeki bozma gerekçesine, aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.
Dosya içeriğine göre özetle; oto tamircisi olan sanık ...'in yaklaşık yedi yıl önce otosunu tamir ettirmek için iş yerine gelen müşteki ... ile tanıştığı, yalnız yaşadığı anlaşılan müştekiye bir çok kere evlenme teklif ettiği, müştekinin kabul etmemesi üzerine olay tarihinden önce bir çok defa aynı amaçla rahatsız ettiği, dava konusu yapılan olayla ilgili olarak ise, gece saat 03.00 sıralarında sanık alkollü olduğu halde yakınanın ikamet ettiği apartmanın önüne gelip, ısrarla kapının ziline bastığı, müştekinin kapıyı açmaması üzerine apartman giriş kapısının camının kırıp içeri girerek, müştekinin daire kapısını tekmelemek suretiyle açmak için zorlayıp, bu sırada kapıyı açması için ölümle tehdit ettiği, sanığın kapıyı zorlama ve tehdit eylemlerine devam ettiği sırada, müştekinin polise ihbarda bulunması üzerine olay yerine gelen polisin, sanığı kaçarken müştekinin göstermesiyle olay yerinde yakaladığı, ayrıca sanık polis aracına bindirilip olay yerinden götürüldüğü sırada, yine müştekiye el kol hareketi yapıp sen öldün
diye bağırarak tehditte bulunduğu, müştekinin özü itibariyle değişmeyen aşmalardaki ifadeleri ile olay yerinde olay saatinde düzenlenen görgü ve tespit tutanağı içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yukarıda kısaca özetlenen olayda; müştekinin iddiası soyut değil somuttur. Sanık gece yarısı saat 03.00 sıralarında, yalnız yaşamakta olan bayan müştekinin konutunun zilini ısrarla çalmış, kapı açılmayınca apartmanın kapı camın kırmıştır. Bu da yetmemiş daire kapısını tekmeleyip zorlayarak açmaya çalışmış, (görgü tespit tutanağı içeriğine göre, kapının kilit kısmının iç tarafından 10 cm çatlaklar oluştuğu tespit edilmiştir) müştekinin ihbarı üzerine de olay yerinde yakalanmıştır. Eylem saati ve müştekinin iddiaları gözetildiğinde, sanığı, müştekinin konutuna meşru bir amaç için gitmediği açıktır. Müştekinin konutuna gayri meşru bir amaç için gece yarısı kapıları kırarak girmeye çalışan sanığı, suç işleme kastındaki bu yoğunluk ve iddia gözetildiğinde; yalnız yaşamakta olan bir bayanı tehdit etmek suretiyle kapıyı açmasını sağlamaya çalıştığında kuşku olmadığı gibi, zilin ısrarla çalınması, apartmanın camının kırılarak girilmesi, daire kapısın tekmelemesi yakınanın tehdit iddiasınında kanıtıdır. Aslında böyle bir olayda başka bir kanıt aramak olağan olmadığı gibi mantıklıda değildir. Burada önemli olan müştekinin iddiasının soyut olup olmadığı veya inandırıcı olup olmadığıdır. Olayımızda, iddia, iddiayı doğrulayan diğer somut kanıtlar ve savunma bir bütün olarak değerlendirildiğinde; müştekinin iddiasının hem somut hemde inandırıcı olduğunda hiçbir kuşku yoktur. Aslında iddianın inandırıcı olup olmadığına ilişkin bu sübjektif kanıtı değerlendirip takdir etme görev ve yetkisinin yargılamayı yapan yerel mahkemeye ait olduğunda da kuşku yoktur. Temyiz incelemesi yapılırken; mahkemenin takdir yetkisini kullanırken, dosya içerisindeki kanıtlarla çelişkiye düşüp düşmediği ve bu bağlamda yasaya aykırılık olup olmadığının denetlenmesiyle yetinilmelidir. Aksine sanığın, aynı zaman dilimi içerisinde bir bütün olarak gerçekleşen eylemleriyle ilgili olarak, müştekinin tutarlı bir şekilde ileri sürdüğü ve somut kanıtlarla örtüşen iddialarının bir kısmını kabul edip (konut dokunulmazlığını bozma) somut kanıt elde edilmesi olanaklı olmayan (tehdit eylemiyle ilgili) kısmı için ise soyut iddia olduğu kabul edilerek hükmün bozulması aslında kendi içerisinde çelişki oluşturmaktadır.
Ayrıca, sanığı eylemleri ele alındığında zaten hepsi başlı başına tehdit içermektedir. Yine müşteki ısrarla, sanığın polis aracına bindirildiği sırada da kendisini tehdit ettiğini ileri sürdüğü halde bu husus araştırılmamış, müştekinin kovuşturma aşamasında bile ne kadar tehdit altında olduğu mahkeme huzurundaki ifadesinden de anlaşılmaktadır.
Sanığın, yükletilen tehdit suçunu işlediğine ilişkin müştekinin somut iddiasıyla birlikte, görgü tespit tutanağı içeriği ve sanığı olay yerinde olay saatinde yakalanması karşısında, yükletilen konut dokunulmazlığını bozma suçunun yanında, tehdit suçununda sübut bulduğunu düşündüğümden, sayın çoğunluğun tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik bozma görüşüne katılmıyorum.
...
Full & Egal Universal Law Academy