Tebliğname No : 2 - 2012/291682
MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/06/2012
NUMARASI : 2012/53 (E) ve 2012/976 (K)
SUÇ : Hırsızlık, Mala Zarar Verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5271 sayılı CMK'nın 42. Maddesi uyarınca eski hale getirme isteğini inceleme yetkisi, bu taleple birlikte temyiz itirazı da yapılmış olduğundan Yargıtay ilgili ceza dairesine ait olup, bu konuda mahkemece verilen 02.11.2012 tarihli ek kararın hukuki geçerlilikten yoksun olduğu ve 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın öncelikle muhatabın bilinen en son adresinde tebliğe çıkarılması ancak 6099 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekirken, doğrudan adres kayıt sistemindeki adresine Tebligat Kanununun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre yapılan gerekçeli karar tebliği geçersiz olduğundan, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Mağdurun müdür olarak görev yaptığı işyerinde 28.01.2006 günü, 200 TL değerinde bisküvi çalınması eylemi nedeniyle kamu davası açıldığı, ancak hükme esas alınan parmak izi raporu ile suç yeri araştırma ve inceleme raporunun ise aynı işyerinden 20-21 Ocak 2006 tarihinde pos makinası ve kozmetik ürünlerin çalınmasına ilişkin olmasına rağmen, işleniş biçimlerinin aynı olması nedeniyle, her iki evrakın da aynı olaya ilişkin olup olmadığı ve dava konusu yapılan 28.01.2006 tarihli eylem nedeniyle parmak izi incelemesi yapılıp yapılmadığının anlaşılamaması karşısında; açıklanan tereddüt giderilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla işlenen mala zarar verme suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmayacağına ilişkin, 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin 4. fıkrasının suçun işlendiği 28.01.2006 tarihinden sonra, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasının 6. maddesi ile düzenlendiği ve suç tarihinde sanığa atılı TCK'nın 151/1 maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesinin şikayete bağlı olduğu, mağdurun kovuşturma aşamasındaki ifadesinde şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek; TCK'nın 73. maddesi uyarınca sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabule göre de; atılı mala zarar verme suçununu suç tarihi itibariyle uzlaşmaya tabi olduğu gözetilerek, 5271 sayılı CMK’ nın 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemleri yapılmadan, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkındaki ilamın kesinleşmediğinin anlaşılması nedeniyle, infazın durdurulmasına, sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, bilgi edinilmesi amacıyla tahliye kararının bir örneğinin de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 11.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.