Tebliğname No: 5 - 2010/170440
MAHKEMESİ : Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 06/05/2010
NUMARASI: 2009/364 (E) ve 2010/125 (K)
SUÇ: Konut dokunulmazlığının ihlali
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin temyiz isteminin sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Birlikte kalanlardan biri tarafından açıklanan rıza sonucu konuta girişin suç oluşturmaması için, rıza açıklamanın meşru bir amaca yönelik olması gerektiği, meşru amacın diğer ortak kullanan tarafından kabul edilebilir, geçerli sayılabilir, rıza gösterilebilir amaç anlamına geldiği, dava konusu olayda sanığın konuta giriş amacına göre, katılan D.. A..'nın sanığın konutuna girmesine müsaade etmeyeceğinin açık olması ve sanığın da soruşturma aşamasında alınan savunmasında katılan Y.. A.. ile cinsel ilişkinin kendi rızasıyla babasının evinde olduğunu beyan etmesi karşısında, Y..A..nın rızasının varlığının kabulü halinde de bu rızanın meşru amaca yönelik olduğundan bahsedilemeyeceğinden, mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-5237 sayılı TCK.nun 116/4. maddesinde öngörülen cebir suretiyle konut dokunulmazlığını bozmak suçunun oluşabilmesi için, ağırlatıcı neden olarak gösterilen cebrin sanık tarafından konuta girmek için kişilere karşı kullanılması gerektiği, katılanın soruşturma aşamasında alınan beyanında "...15:30 sıralarında evde yalnızken kapı çalındığında Mustafa'nın geldiğini görünce kapıyı açmadım. Bir müddet kapıyı tekmeledikten sonra dubleks evimizin benim odamın bulunduğu penceresini omuzlayarak konuta girmek için zorla açtı ve içeri girdi..." şeklinde beyanda bulunması karşısında sanığın, yakınana yönelik cebir eyleminde bulunmadığı bu nedenle konut dokunulmazlığının ihlali suçunun ağırlatıcı nedeni olan cebir unsurunun gerçekleşmediği gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 116/4 maddesi gereğince hüküm kurulması,
2-5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen, velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 03/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.