Tebliğname No : 4 - 2010/33350
MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/05/2009
NUMARASI : 2008/690 (E) ve 2009/490 (K)
SUÇ : Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıkların 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesinin uygulanması yönünde istemleri olmadığından Tebliğnamenin (2-A) bölümündeki bozma düşüncesi benimsenmemiş, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Ceza Yasasında, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanıklara yüklenen suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK.nun 125/1. maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım, aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı kararında belirtildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararın esas alınması, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda mağdurun tazminat istemi bulunmadığı gibi dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanık K.. K..'ya yüklenen hakaret suçundan doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararının bulunmadığı; kayden sabıkasız olan sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği, sanık K.. K..'nın “kişilik özellikleri” değerlendirilmediği gibi “Duruşmadaki tutum ve davranışları” da, sanığın kendisine duruşma gününün bildirilmesi üzerine ilk oturuma katılarak savunmasını yaptığı, kararın verildiği ikinci oturumun da mağdur ve tanığın ilk oturuma gelmemesi üzerine yapıldığı nazara alınmadan “sanıkların işledikleri suçlardan pişmanlık duyduğunu gösterecek davranış sergilememiş olmaları, duruşmaları takip etmeyerek cezayı umursamaz davranış sergilemiş olmaları dikkate alınarak” biçiminde değerlendirildiği, buna göre yasal ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy