Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı TCK'nın 31/2 maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. Maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 35. Maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken kısa kararda ve hüküm fıkrasında 5237 sayılı TCK.nun 143. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği halde gerekçede eylemin geceleyin gerçekleştiğinin sübuta erdiği belirtilerek, hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılması,
4-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken uygulanan kanun maddesinin 5237 sayılı TCK.nun 141/1 maddesi yerine 142/1 maddesi olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayıBOZULMASINA, 10/02/2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy