MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizin 14.03.2013 tarih ve 18650/5351 sayılı ilamı ile, soruşturma evresi için tayin edilen müdafiinin görevinin soruşturma evresiyle sınırlı olup, bu görevin kamu davası açılmasıyla sona ereceği, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.3.2008 tarih ve 9-7-56 sayılı kararında açıklandığı üzere ve kovuşturma evresinde kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda zorunlu müdafiye yapılan tefhim ve tebliğlerin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, bu durumda zorunlu müdafii sanığın lehine gibi görünen bazı işlemleri yapmış olsa da, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesi vermesi halinde temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği gözetildiğinde; sanığın kendisine müdafii atandığından haberi olmadığı, 12.5.2009 tarihli oturumdaki sorgusunda, “savunmasını bizzat kendisinin yapacağını belirttiği” sanığın yokluğunda verilen 7.7.2009 tarihli kararın soruşturma evresinde atanan zorunlu müdafii Av. ...’e tebliğ edildiğinin ve adı geçen müdafii tarafından, temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında, 7.7.2009 tarihli mahkumiyet kararının bilinen en son adresinde yöntemine uygun şekilde sanığa tebliği ile müdafiinin temyizine onayı olup olmadığını bildirmesi, bu konuda beyanda bulunmadığı takdirde temyizi reddetmiş sayılacağı hususunun tebligat belgesinde açıklanması temyize onay vermesi veya temyiz dilekçesi sunması halinde dosyasına eklendikten sonra incelenmek üzere dairemize gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE karar verildiği,7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/1-2. maddesi "Tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" ve aynı Kanunun 21/2. maddesi "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adres olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yeri muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükümlerini içermektedir. Oysa sanık ...’in Tebligat Kanununun anılan 10. maddesine aykırı olarak kovuşturma aşamasında “kadın sığınma evinden başka adres bildirmeyeceğini” belirtmesine rağmen soruşturma aşamasında bildirdiği... üstü Merkez/... adresine çıkarıldığı gibi bu adres sanığın adres kayıt bildirme sistemindeki adresi olmadığı halde Tebligat Kanunun 21/2 maddesine aykırı olarak hükmün bu adrese Tebligat Kanunu 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş olması nedeniyle tebligatın geçersiz olduğu UYAP kayıtlarına göre Mernis adresi olarak ........” adresi görüldüğü anlaşılmakla, 7.7.2009 tarihli mahkumiyet kararının bilinen en son adresinde olmadığı takdirde Mernis adresinde yöntemine uygun şekilde sanığa tebliği ile, müdafiinin temyizine açıkça karşı çıkmaması halinde temyiz istemini kabul etmiş sayılacağı hususunun tebligat belgesinde açıklanması veya temyiz dilekçesi sunmaması halinde dosyasına eklendikten sonra incelenmek üzere dairemize gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy