Tebliğname No : 6 - 2012/55172
MAHKEMESİ : Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/01/2012
NUMARASI : 2011/294 (E) ve 2012/25 (K)
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddede, bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından verilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağının belirtildiği, hüküm tarihine göre suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezaların miktarları ve türleri dikkate alındığında, söz konusu hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
1-) Açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanması için 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinin 1. fıkrası uyarınca duruşma açılarak ve oluşan yeni durum karşısında, duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanık ile varsa katılan haberdar edilip, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ya da denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yasal ve geçerli bir mazereti bulunmadığı halde yerine getirmediğinin yapılan duruşma sonunda tespiti halinde, 5271 sayılı CYY'nın 231. maddesinin 11. fıkrası gereğince hüküm ilk şekliyle açıklanır. Bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki koşuldan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile CYY'nın 231. maddesine eklenen 7. fıkra gereğince uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere, önceki hükümde bir değişiklik yapılamayacaktır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar ise temyiz ya da kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’ca yapılacak inceleme sonucunda giderilebilecektir.
Ancak; hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği halde yalnızca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirememiş olabilir. Bu durumda ise mahkeme; hükmün açıklanması amacıyla yapılan duruşma sonucunda denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın, söz konusu yükümlülüğü yerine getirememe nedeniyle ilgili durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, ya da koşulların varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir. Ancak hiçbir durumda mahkemece, sübut ve nitelendirmeye ilişkin önceki uygulamadan farklı bir uygulama yapılması olanaklı değildir.
Yapılan açıklamalar gözetilerek somut olay değerlendirildiğinde; denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkındaki geri bırakılan hükmün uygulanmasında yasal zorunluluk bulunan durumlar dışında aynen açıklanması gerekirken, yasal zorunluluklar dışında da hükümde değişiklik yapılarak, farklı uygulamalara gidilip, farklı bir yöntemle hüküm kurulması suretiyle CMK’nın 231/11.maddesine aykırı davranılması,
2-)Kabule göre de, hangi suçların uzlaşma kapsamında olduğu ve uzlaşmaya ilişkin işlemlerin ne şekilde yapılacağı 5271 Sayılı CMK’nın 253.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun maddesinde 19.12.2006 tarihinde 5560 sayılı yasanın 24. maddesi ile yapılan değişiklikle konut (işyeri) dokunulmazlığının ihlâli suçu şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaşma hükümleri kapsamına girmiştir. Ayrıca uzlaşma teklifinin Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine kolluk görevlileri tarafından da yapılabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise Cumhuriyet Savcısı tarafından adli kolluk görevlisine “şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenlere uzlaşma teklifinde bulunulması” hususunda verilmiş herhangi bir talimat bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle yakınanların kolluk görevlilerince alınan ifadelerinde uzlaşmak istemediklerine dair beyanlarının geçerli olmadığı ve suça sürüklenen çocuğa yöntemine uygun bir şekilde uzlaşma önerisinde bulunulmadığının anlaşılması karşısında; suç ve işlem tarihinde yürürlükte olan 5271 Sayılı CMK’nın 253 ve 254.maddelerinde öngörülen yönteme uygun bir biçimde uzlaşma önerisinde (teklifinde) bulunulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesinin yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 326/son. maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 21.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy