Tebliğname No : 6 - 2012/60630
MAHKEMESİ : Kocaeli Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/12/2011
NUMARASI : 2009/254 (E) ve 2011/347 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıkların mağdur N.. T..’a ait araçtan hırsızlık olayında, mağdurun ifadesinde aracının kilitli olduğunu beyan etmesine göre, sanıkların mağdur Nurdan’ın aracından hırsızlık eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nun 5237 sayılı TCK'nun 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanunun 141/1.maddesinden hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki suçun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı kavramından, daha çoğunu alabilme imkanı varken sadece gereksinimi kadar ve değer olarak da az şeyi alma durumunun anlaşılması ve suçun işleniş şekli ile özellikleri de nazara alınarak uygulanabileceğinden, sanıkların mağdur N.. T..’a ait araçtan hırsızlık olayında, 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesinin uygulama imkanı olmadığından tebliğnamedeki bu husustaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Hüküm tarihinde Uyap kayıtlarına göre, başka suçlardan sanık Muhammet’in Kocaeli 1 nolu kapalı ceza infaz kurumunda hükümlü, sanık Serkan’ın Kocaeli C tipi kapalı ceza infaz kurumunda tutuklu ve diğer sanık Selim’in de Eskişehir H tipi kapalı ceza infaz kurumunda tutuklu olduklarının anlaşılması karşısında, bu husus araştırılarak, aynı yargı çevresi içindeki bir cezaevinde olmaları halinde de sanıkların hükmün tefhim edildiği oturuma getirtilmeleri, farklı yargı yerinde bulunması halinde ise duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediklerinin sorulması gerekirken, bu hususta araştırma yapılmadan yargılama yapılarak hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 193/1. ve 196/1.maddelerine aykırı davranılması,.
2- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK.nun 34/1, 230 ve 1412 sayılı CMUK.nun 308/7.maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması,
3-Mağdur E.. K..’in aracından hırsızlık olayı ile ilgili olarak, araç üzerinde hasara ilişkin bir tespitin bulunmaması nedeniyle aracın kilitli olup olmadığı hususu mağdurdan sorularak sonucuna göre, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesi kapsamında mı yoksa aynı Kanunun 141/1.maddesi kapsamında mı olduğunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
4-Mağdur E.. K..’in ifadesinde kendisine ait araçtan herhangi bir şey çalınmadığını beyan etmesine göre, sanıkların Mağdur Erdoğan’a karşı eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde tamamlanmış eylemden hüküm kurulması,
5-Mağdur İ.. Ö..’ın ifadesinde aracının kilitli olduğunu beyan etmesine göre, sanıkların mağdur İhsan’ın aracından hırsızlık eylemlerinin 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanunun 141/1.maddesinden hüküm kurulması,
6-Sanıkların mağdur İhsan’ın aracından ruhsat çantasını aldıklarının anlaşılması karşısında eylemlerinin tamamlanmış olduğu nazara alınmadan hırsızlığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması,
7-Mağdur İhsan’a ait ruhsatın ne zaman ve kim tarafından iade edildiği araştırılarak 5237 sayılı 168.maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
8-Sanıklar müdafinin son celsede lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmesine göre, 5237 sayılı TCK.nun 62.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 1412 sayılı CMUK:nun 326/son maddesi gereğince aleyhe bozma yasağı gözetilerek hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy