MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- Hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde:
5237 sayılı TCK.nun 142/1-b,143/1,31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 13 gün hapis yerine 14 ay 3 gün hapis olarak eksik ceza belirlenmesi karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamış ve dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 51/3. maddesi uyarınca,cezası ertelenen sanık hakkında belirlenecek denetim süresinin,hükmolunan hapis cezasından az olamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, 14 ay 3 gün hapis cezası ertelenen sanığın 14 ay 3 gün süre ile denetime tabi tutulmasına karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- İşyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Suça sürüklenen çocuğun,işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçunu birden fazla kişi ile birlikte işlediğinin anlaşılmasına karşın, TCK.nun 119/1-c maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza belirlenmesi,
2- İşyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan, 5237 sayılı TCK.nun 116/2-4,31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis yerine 5 ay 10 gün hapis olarak eksik ceza belirlenmesi,
3- Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan suça sürüklenen çocuğun, mahkum edildiği 1 yıl ve daha az süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCK.nun 50/3. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 50/1. maddesinde yazılı tedbirlere çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas- 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde katılanın yüklenen işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçu sebebiyle uğradığı bir zarar bulunmadığı gibi herhangi bir tazminat isteminin de bulunmadığı ve adli sicil kaydına göre sabıkasız olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 Sayılı CMK.nun 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “suça sürüklenen çocuğun kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken “suça sürüklenen çocuğun ,katılanın zararlarını karşılamaması ” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 15/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.