Tebliğname No : 6 - 2013/261956
MAHKEMESİ : Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/07/2002
NUMARASI : 2002/141 (E) ve 2002/400 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlünün, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/141 Esas, 2002/400 Karar sayılı hükmüyle, hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, bu Kararın 19.11.2002 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, infaz aşamasında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2013 tarihli yazısı ile gerek 5237 sayılı TCK, gerekse 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi hükümleri uyarınca hükümlü hakkında uyarlama isteminde bulunulduğu, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2013 tarihli, 2002/141 esas sayılı ek kararıyla uyarlama istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılmakla;
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.05.2011 gün, 66-96 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkelerin 5252 sayılı Yasanın 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun' un 98 ilâ 101. maddelerine göre belirlenmesi gerektiği, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun ise 5275 sayılı Yasanın 101/3. fıkrası uyarınca itiraz yasa yolu olduğu, bu itibarla 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükümlü hakkında bir karar verilmesi istemi üzerine mahkemece verilen ek karar her ne kadar itiraza tabi olsa da; aynı Mahkeme kararında, hükmün kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerinin, hükümlü lehine uygulanıp uygulanmayacağı konusunda da karar verilmiş olması ve bu kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe yasa nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında verilen kararlar hüküm niteliğinde olduklarından bu hükümlere karşı 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesinde belirtilen istisnalar dışında temyiz yasa yoluna başvurulabilecek olması karşısında, 22.04.2013 tarihli Mahkeme Kararının bir bütün olarak temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/1.maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde,duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı kanunun 9/3.maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması,önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece duruşma açılarak delillerin tartışılması, ve lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 04/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy