Tebliğname No : YE - 2013/383161
MAHKEMESİ :Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO : 2013/1114(E), 27/09/2013 - 2013/1114(K)
SUÇ :Karşılıksız yararlanma
Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheliler H.. Y.. ve İ.. Y.. haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/08/2013 tarihli ve 2013/60291 soruşturma, 2013/33837 esas, 2013/12499 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2013 tarihli ve 2013/378 iddianame değerlendirme sayılı kararma yönelik itirazın reddine ilişkin Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/09/2013 tarihli ve 2013/1114 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02/12/2013 gün ve 2013/17866-72622 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2013 gün ve 2013/383161 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince şüphelilerin savunmalarına başvurulmadığı ve 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesine eklenen 5. fıkra hükmünün şüphelilere hatırlatılmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesine; “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde 3. fıkra eklenmiş, aynı Kanunun 84. maddesiyle de, TCK'nun 168. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve karşılıksız yararlanma” ibaresi madde metninden çıkarılarak, maddeye "Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz” şeklindeki beşinci fıkra ilave edilmiştir. Yapılan değişiklikle karşılıksız yararlanma suçunu işleyen fail hakkında, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı soruşturma tamamlamadan önce gidermesi halinde kamu davası açılmayacağı şeklinde bir düzenleme getirilmiş ise de, Cumhuriyet savcılığınca bu hususun faile hatırlatılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174/1-c bendinde iddianamenin iadesi sebebi olarak ön ödemeye veya uzlaşmaya tabi suçlarda, ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceğinin hüküm altına alındığı, bu durumun Cumhuriyet savcısına bir yükümlülük getirdiğinde şüphe bulunmadığı, ancak etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma aşamasında uygulanması bakımından Cumhuriyet savcısının şüpheliye bu hususu hatırlatmasının gerekmediği, zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 4. maddesinde yer alan “ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” hükmü nazara alındığında, Cumhuriyet savcısının yapacağı araştırmanın sadece zararın giderilip giderilmediği yönünde olacağı, nitekim dosya kapsamına göre İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün cevabi yazısı ile şüpheliler tarafından her hangi bir ödemenin yapılmadığının bildirildiği anlaşıldığından, iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesindeisabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK.'nun 170/2. maddesinde, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa, Cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyeceği belirtilip, 174.maddesinde hangi hallerde iddianamenin iade edileceği sınırlı olarak sayılmıştır. 13.12.2012 tarihli tespit tutanağı ile inşaatta, kolon borusuna musluk takılarak, sayaçsız doğrudan su kullanıldığının belirlenmesi üzerine, inşaat şirketi yöneticileri olan şüpheliler hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmakla, toplanan kanıtlar şüpheliler hakkında iddianame düzenlenmesi için yeterli şüphe oluşturduğu gibi 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile TCK.'nun 168.maddesine eklenen 5.fıkrada, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde kamu davası açılmayacağı düzenlenmiş ise de, soruşturmayı yapan C.Savcısının zararın tazmini hakkında bildirimde bulunması gerektiğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı halde, bu konuda bildirimde bulunulmadan dava açıldığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmesi karşısında, itiraz merciince itirazın kabulü yerine aynı gerekçeyle reddine karar verilmesi nedeniyle kanun
yararına bozma istemi yerinde görülmekle, (BAKIRKÖY) 3.Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen, 27.09.2013 gün ve 2013/1114 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy