MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, mühür bozma
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Mahkemece 14.04.2010 tarihli karar ile sanık hakkında karşılıksız yararlanma(elektrik enerjisi hırsızlığı)suçundan beraat hükmü kurulduğu ve kararın katılan vekilinin yüzüne karşı verilmesine rağmen kararın temyiz edilmediği , sadece sanık hakkında mühür bozma suçundan verilen mahkûmiyet kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay'a gönderilen dava dosyasının, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrasına göre işlem yapılması" için 20.07.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkemesine iade edildiği ve mahkemece de iade üzerine tensiben karşılıksız yararlanma( elektrik enerjisi hırsızlığı) suçundan yeniden sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, ilk hükmün temyiz edilmeden kesinleşmesi nedeniyle, aynı konuda kurulan 05.09.2012 tarihli hükmün hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla; konusu olmayan katılan vekilinin temyiz itirazlarının 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
II- Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan 14.04.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
5237 sayılı TCK.nun 51. maddesi uyarınca,sadece hapis cezalarına ilişkin mahkumiyetlerin ertenebileceği ve adli para cezalarının erteleneceğine dair bir düzenlemenin olmadığı gözetilmeden ,sanık hakkında hükmolunan 150 gün adli para cezasının ertelenmesine karar verilmek suretiyle, 5237 sayılı TCK.nun 51/1 maddesine aykırı davranılması ,karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık hakkında hükmolunan 150 gün adli para cezasının, 5237 sayılı TCK.nun 52/2 maddesi gereğince ,bir günü karşılığı ,sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri gözönünde bulundurularak, en az 20 TL ve en fazla 100 TL arasında belirlenecek miktar ile çarpılması suretiyle, sonuç cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen mühür bozma suçundan doğan herhangi bir maddi zararın bulunmadığı, sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamların getirtilip silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılarak, ilamların silinme koşulları oluşması halinde, hükmolunan cezanın tür ve süresi itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumunun bulunmadığı anlaşılan sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, “Katılanların zararı giderilmediğinden” biçimindeki yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy