Tebliğname No: KD - 2012/112409
MAHKEMESİ :Gaziantep 15. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :25/10/2011-2011/195, 2011/573
SUÇ :Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık
Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan sanık M.. G.. hakkında Gaziantep 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2011 tarih 2011/195, 2011/573 Sayılı mahkumiyet kararının, sanık tarafından temyizi üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 28.01.2014 gün, 2013/9637-2014/1946 sayılı ilam ile sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün Bozulmasına karar verilip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2014 gün, 2012/112409 sayılı itirazı üzerine dosya dairemize gönderilmekle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308.maddesinin, 6352 sayılı Yasanın 99.maddesi ile eklenen 3.fıkrası uyarınca yapılan incelemede;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık M.. G..’in eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 116/1.maddesi kapsamında adli para cezasına çevrilmemesi gerektiği halde çevrilmesinin aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmayarak sadece eleştirilip hükmün başka bir nedenden dolayı bozulmasına karar verilmesi, doğru bulunmadığından ceza miktarındaki kazanılmış hakkı saklı tutularak eleştiri konusu yapılan hükmü de bozulmasına karar verilmesine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
Dairemizin 28.01.2014 gün ve 2013/9637-2014/1946 sayılı Bozma kararının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanığın, suça konu motosikleti çaldığı yerin işyeri olması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 116/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu halde sanık hakkında aynı Kanunun 116/1 maddesi ile uygulama yapılması, gerekçe kısmında ise sanığın 5237 sayılı TCK.nun 116/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle de gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması,
2-Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, 5271 sayılı CMK.nun 231/11. maddesi uyarınca, hakkındaki hüküm ilk şekliyle açıklanır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar, temyiz veya kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay tarafından yapılacak inceleme sonucunda giderilir. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümde prensip olarak mahkemece bir değişiklik yapma imkanı bulunmamaktadır. Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık bakımından ise, yerine getiremeyiş sebebi başta olmak üzere, durumu değerlendirilip cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin yeni bir hüküm kurulabilir.
Somut olayda, sanık hakkında daha önce 23/12/2009 tarihinde konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı TCK.nun 116/1 ve 62 maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasına hükmedildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın deneme süresinde yeniden suç işlemesi karşısında açıklanması geri bırakılan hükmün yalnızca açıklanmasına karar verilmekle yetinileceği ancak 5271 sayılı CMK.nun 231/11. maddesi uyarınca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında koşullarının varlığı halinde ve yasal zorunluluk olan hallerde cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilerek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabileceği,sanığın tekrar suç işlemesi durumunda hükmün açıklanması ile yetinileceği yerde sanığa verilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi,
3-Kabule göre de;
İddianame ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 116/2 maddesinin uygulanması talep edildiği halde, ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında aynı Kanunun 116/1 maddesi gereğince uygulama yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 226 maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilerek hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 09/04/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.