Tebliğname No : 2 - 2013/4404
MAHKEMESİ : Elazığ Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2012
NUMARASI : 2011/434 (E) ve 2012/466 (K)
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme, başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'a eklenen geçici 2. maddede, Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından verilenler hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dahil adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yasa yoluna başvurulamayacağı öngörülmekle,hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE;
Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma ve başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığını bozma ve başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçlarından hükmolunan kısa süreli hapis cezalarının TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmiş olması ve adli para cezalarının da ertelenemeyeceği,hırsızlık suçundan verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelememe gerekçesinin de yasal ve yeterli olduğunun anlaşılması karşısında atılı suçlarla ilgili ertelememe gerekçesinin yasal olmadığına yönelen 2 nolu, konut dokunulmazlığını bozma suçunun zarar oluşumuna elverişli olmadığı ,başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan da mağdurun zararının bulunmadığı halde atılı suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken zararın olmadığı şeklindeki gerekçenin yasal ve yerinde olmadığı anlşılmakta ise de , suça sürüklenen çocuğun suç işleme hususundaki eğilimine göre bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat edinilmediği şeklindeki gerekçenin
yasal ve yeterli olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamenin 1 nolu bozma bozma düşüncelerine katılınmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1) 01/03/2012, 10/05/2012, 06/09/2012 ve 13/11/2012 tarihli oturumlarda suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını doldurduğu halde duruşmanın kapalı yapılması suretiyle CMK'nın 182. maddesine aykırı davranılması,
2) Mağdur A.. D.. soruşturma evresinde saat 08.00 sıraları evden çıktığını akşam 23.10'da döndüğünde olayı fark ettiğini iddia etmesi, suça sürüklenen çocuğun da aşamalarda inkarda bulunması karşısında, suça sürüklenen çocuğun eyleminin gerçekleşme zamanının kesin olarak tespit edilemediği gözetilerek, şüphenin sanık lehine yorumlanarak suçun gündüz işlendiğinin kabulü gerektiği gözetilmeden ve eylemin gece işlendiğine dair delillerin neler olduğu da kararda gösterilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 143/1 ve 116/4. maddesi ile uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
3) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesi uyarınca suç tarihi itibariyle 18 yaşını tamamlamayan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde, hapse çevrilemeyeceği ancak aynı maddenin 11. fıkrasına göre işlem yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, 29/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy