MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 Sayılı CMK’nın 42. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün temyizi aşamasında ileri sürülen eski hale getirme istemi hakkında Dairemizce ve öncelikle karar verilmesi gerektiğinden, suça sürüklenen çocuk müdafiinin 08.08.2012 tarihli dilekçesinde belirttiği eski hale getirme ve yeniden temyiz hakkı verilmesi istemi üzerine, yerel mahkemenin 22.03.2013 tarihli ek kararının hukuken bir geçerliliği olmadığı belirlenerek ve 5271 sayılı CMK’nun 150/2. maddesi uyarınca yaşı nedeniyle suça sürüklenen çocuğa zorunlu müdafii atanmakla beraber, 11.02.2012 tarihli oturumda sorgusu yapılan ve 18 yaşını bitiren suça sürüklenen çocuğun, müdafii istemediğini belirtmesi üzerine Baro tarafından atanan Avukat ...’ın görevi sona erdiği halde suça sürüklenen çocuğun yokluğunda verilen hükmün anılan vekile tebliğ edildiği, yapılan tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, Askerlik Şubesi Başkanlığının yazısına göre, suça sürüklenen çocuğun 26.05.2011 ile 14.09.2012 tarihleri arasında asker olduğu anlaşılmakla, askeri şahıslara tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrası ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 22. maddesi hükümleri uyarınca kıta komutanı ve kurum amiri gibi en yakın üste yapılması gerekirken, 17.07.2012 tarihinde suça sürüklenen çocuğun adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve suça sürüklenen çocuğun sonradan vekalet verdiği Avukat ...’nün öğrenme üzerine 08.08.2012 tarihinde yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek mahkemenin 10.05.2012 tarihli hükmünün yapılan temyiz incelemesinde;
Hükümde, uygulama maddesinin 142/2-b yerine 142/1-b şeklinde yanlış yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olduğu kabul edilmiş, dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 50/3. maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/4.maddesinde "Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde on birinci fıkra hükmü uygulanır." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Her ne kadar 5237 sayılı TCK.nun 50/6.maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında 5237 sayılı TCK.nun 50/6. maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı, hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına çevrilmesine karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde mahkemece kısa süreli hapis cezasının tamamen yada kısmen infazına karar verileceğine” ilişkin bölümün çıkartılmasına, karar verilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.