Tebliğname No : 13 - 2014/138899
MAHKEMESİ : Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/01/2013
NUMARASI : 2012/1162 (E) ve 2013/82 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin, fiziki havale tarihi 28.01.2013 tarihi ise de; sanık müdafiinin 17.01.2013 tarihinde yüzüne karşı verilen hükmü, 1412 Sayılı CMUK'un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre içerisinde, uyaptan gönderdiği elektronik imzalı, 24.01.2013 havale tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz etiği ve temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasının istenilmesi karşısında; ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında aynı yasanın 142/1-b maddesi uygulanarak 5271 Sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
2-Açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanması için 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinin 1. fıkrası uyarınca duruşma açılarak ve oluşan yeni durum karşısında, duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanık ile varsa katılan haberdar edilip, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ya da denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yasal ve geçerli bir mazereti bulunmadığı halde yerine getirmediğinin yapılan duruşma sonunda tespiti halinde, 5271 sayılı CYY'nın 231. maddesinin 11. fıkrası gereğince hüküm ilk şekliyle açıklanır. Bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki koşuldan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile CYY'nın 231. maddesine eklenen 7. fıkra gereğince uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere, önceki hükümde bir değişiklik yapılamayacaktır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar ise temyiz ya da kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’ca yapılacak inceleme sonucunda giderilebilecektir.
Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan ve hükmün açıklanması amacıyla yapılan duruşma sonucunda denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri elinde olmayan nedenlerden dolayı yerine getiremediği tespit edilen sanık bakımından ise yerine getirememe nedeni başta olmak üzere durumu değerlendirilip, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, ya da koşulların varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir. Ancak hiçbir durumda mahkemece, sübut ve nitelendirmeye ilişkin önceki uygulamadan farklı bir uygulama yapılması olanaklı değildir.
Yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması ile yetinilmesi yerine, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrasının 2. cümlesindeki hükme aykırı olarak, hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesinin gözetilmesine, 17/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.