MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk ... hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kamu davası açılmadığı ve hüküm kurulmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1) Konut devamlı ve geçici olarak, kişinin yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerler olup eklenti ise konut veya benzeri yerlerin kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan, girilmesi konutta oturma hakkına sahip kimselerin, özgürlük, huzur ve güvenliğini bozabilecek ek yapı veya yerlerdir. Konut dokunulmazlığını ihlal suçu da kişinin özgürlük hakkına, barış, huzur ve güvenliğine karşı işlenen suçlardan birisi olup bir yerin kişinin özgürlüğü bağlamında konuttan sayılabilmesi için kişinin o yeri konut olarak kullanması gerekir. Konut amaçlı yapılar, konut olarak kullanılmayıp, boş durumda olduklarında burada kişinin özgürlük hakkının barış, huzur ve güvenliğinin ihlal edilmesi fiilen olanaksız olacağından konut dokunulmazlığını ihlal suçunun kapsamında konut olarak değerlendirilemez.
Yargılama konusu somut olayda, müştekinin yakındaki inşaatta kullandığı malzemeleri koyduğu konut olarak kullanılmayan evden testere motorunun çalınması şeklinde gerçekleşen eylemde konut dokunulmazlığını bozma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’in cezalandırılmasına karar verilmesi,
2) 24.04.2012 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre suça sürüklenen çocuk ...’in yakalandıktan sonra karakola götürüldüğünde suçlamayı kabul ederek müştekiye ait motorlu testere karşılığında tanık Tuncay’dan aldıkları 250 TL’nin gerisini harcadıklarını söyleyip 60 TL’sini kolluk görevlilerine iade ettiğinin anlaşılması karşısında, kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına rıza gösterip göstermediğinin müştekiden sorulması, rıza göstermesi halinde suça sürüklenen çocuk ...'in iade ettiği paranın suça konu eşyanın satılması sonucu ortak harcadıkları paradan arta kalan miktar mı yoksa paranın paylaşılması sonucu ...'in kendisine düşen pay niteliğinde mi olduğu belirlenerek, ortak harcanan miktardan kalan para olması halinde suça sürüklenen çocukların tamamı hakkında, ...'in kendisine düşen pay olması halinde ise kısmi iadeyi sağlayan ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk ...’nin, 5237 sayılı TCK'nın 31/2 maddesi uyarınca işlediği hırsızlık fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuğun işlediği hırsızlık suçunun farik ve mümeyyizi olduğuna ilişkin rapor ile yetinilerek eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) 5237 sayılı TCK'nın 31/1. ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 11/1. maddeleri uyarınca, 5395 sayılı Kanun'un 5. maddesinde öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, cezai sorumluluğu bulunan ve haklarında mahkûmiyet kararı verilen suça sürüklenen çocuklar hakkında 5395 sayılı Kanun'un 5/1-a-d maddeleri uyarınca koruma tedbirine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 25/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.