Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 31/2 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair .... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/05/2007 tarihli ve 2006/235 esas, 2007/227 sayılı karar aleyhine Yüksek ... Bakanlığınca verilen 16/06/2014 gün ve 2012/12410/41512 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/06/2014 gün ve 2014/236560 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde öngörülen “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm karşısında; üzerine atılı suçu işlediği sırada on sekiz yaşından küçük olan ve daha önce işlediği başka bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan suça sürüklenen çocuk ...'in, 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildikten sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında verilen cezada 5237 sayılı Kanun'un 31/2 maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılmış ise de, anılan maddenin suç tarihinde yürürlükte olan 5377 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki şeklinde indirim oranının 2/3 olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde fazla ceza tayininde,
3- Adli sicil kaydına göre herhangi bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında, suç tarihinde yürürlükte olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmemesinde,
4- Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurup, 15 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun'un 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırmadan, aynı maddenin 3. fıkrasına göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden hüküm tesisinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden ...Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.05.2007 gün ve 2006/235, 2007/227 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.