MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın soruşturma aşamasında alınan beyanında; motosikletini anahtarı üzerinde işyeri önüne park ettiğini beyan ettiği, olay yeri inceleme raporuna göre de motosiklette düz kontak yapıldığına dair bir görgünün bulunmadığının anlaşılması karşısında; mahkemenin eylemin niteliğine ilişkin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin bozma isteyen düşüncesine katılınmamış; hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 sayılı CMK'nın 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL'den az olduğu halde yargılama giderinin suça sürüklenen çocuklardan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte suça sürüklenen çocuklardan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin miktarından az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Suça sürüklenen çocuk ...'ın aşamalarda alınan savunmalarında, üzerine atılı suçu işlemediğini savunması karşısında; diğer suça sürüklenen çocuk ...'un soyut suç atma niteliğindeki beyanları dışında, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeter her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı kanıtların neler olduğu karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanıp tartışılmadan yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Suça sürüklenen çocuk ...'un velisi ...'ın, Dairemize hitaben yazdığı 31/05/2015 havale tarihli dilekçesinde, oğlunun cezai ehliyetinin bulunmadığını belirtip, buna ilişkin farklı tarihlerde farklı hastanelerden almış olduğu raporları sunduğu, raporların incelenmesinde de, suça sürüklenen çocuğa psikolojik açıdan farklı tanıların konulduğunun anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun 13/12/2012 tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı, 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesi kapsamında cezai ehliyetini etkileyen akıl hastalığının bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan ya da tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanelerinden heyet raporu aldırılıp sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin tek hekimle hazırladığı rapor ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.