MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-)Sanık hakkında 24.03.2008 tarihinde elektrik enerjisi hırsızlığı ve mühür bozma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin 02.01.2009 tarihli, sanığın 02.06.2009 tarihli temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Elektrik enerjisi hırsızlığı ve mühür bozma suçlarından mahkumiyetine ilişkin sanığın yokluğunda verilen 24.03.2008 tarihli hükmün, Tebligat Kanunu'nun 21/1.maddesi uyarınca evrakın muhtara teslimi suretiyle 22.10.2008 tarihinde tebliğ edildiği, usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen sanık müdafiinin 02.01.2009 tarihinde temyiz ettiği ve sanığın da 02.06.2009 tarihinde hükmü temyiz ettiğinin belirlenmesiyle yapılan incelemede,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.03.2012 gün ve 2011/6-386 esas, 2012/99 sayılı kararında belirtildiği gibi, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani hükmün tebliğ edilmesi ile temyiz süresi işlemeye başlayacağından, hüküm fıkrasında temyiz süresinin “kararın tebliğ edildiği tarihinden” itibaren başlayacağının belirtilmemiş olması, sanık açısından kanun yollarına başvuru süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu nedenle kanun yollarına başvurma olanağı konusunda sanığın yanıltıldığına ilişkin tebliğnamedeki düşünceye katılınmamıştır.
Sanığın yokluğunda 24.03.2008 tarihinde verilen kararın, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1.maddesine uygun bir biçimde ve usulüne uygun olarak 22.10.2008 tarihinde evrakın muhtara teslimi suretiyle tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, 1412 Sayılı CMUK’nın 310.maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süreden sonra 02.01.2009 tarihinde hükmü temyiz eden sanık
müdafiinin ve sanığın temyiz istemleri ile koşulları bulunmayan eski hale getirme istemlerinin aynı Kanunun 317.maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
2-)Sanık hakkında 16.04.2013 tarihinde karşılıksız yararlanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın 22.04.2013 tarihli temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında elektrik enerjisi hırsızlığı (karşılıksız yararlanma) suçundan kurulan 24.03.2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebi reddedilmiş olmakla bu karar kesinleştiğinden, Dairemizin 21.07.2012 tarihli iade yazısı üzerine mahkemece yeniden kurulan hükmün uyarlama yargılaması olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirlenmesiyle yapılan incelemede,
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.05.2011 gün, 66-96 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkelerin 5252 sayılı Yasanın 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun' un 98 ilâ 101. maddelerine göre belirlenmesi gerektiği, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun ise 5275 sayılı Yasanın 101/3. fıkrası uyarınca itiraz yasa yolu olduğu, bu kararların temyizi mümkün olmadığından, 5271 Sayılı CMK'nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda ya da merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, sanığın dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 21.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy