Tebliğname No: 6 - 2013/187403
MAHKEMESİ : Keskin Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 20/03/2013
NUMARASI: 2012/223 (E) ve 2013/130 (K)
SUÇ: Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlüler hakkında, üzerlerine atılı suçtan Keskin Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/307-2004/433 sayılı hükmü ile, 23.12.2004 tarihinde mahkumiyetlerine karar verildiği ve bu kararın hükümlülerin temyiz istemlerinin reddi ile kesinleştiği, aynı davada yargılanan diğer sanıklar Nazım ve İbrahim 'in ise haklarındaki kararları temyiz ettikleri, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmiş olması nedeniyle lehe yasa değerlendirmesi amacıyla dosyanın bu sanıklar yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Keskin Sulh Ceza Mahkemesine iade edildiği, hükümlüler yönünden ise Keskin Cumhuriyet Başsavcılığının Keskin Sulh Ceza Mahkemesinden uyarlama isteminde bulunduğu, Keskin Sulh Ceza Mahkemesinin hükümlüler hakkında infazın durdurulmasına karar verip, hem sanıklar Nazım ve İbrahim hakkında, hem de hükümlüler hakkında görevsizlik gerekçesiyle dosyayı 08.07.2005 tarihinde Keskin Asliye Ceza Mahkemesine gönderdiği, Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin sanıklar ve hükümlüler hakkında birlikte yargılama yaptığı halde 20.01.2010 tarihinde sadece sanıklar yönünden hüküm kurduğu, hükümlüler hakkında herhangi bir karar vermediği, bu hususun mahkemece fark edilmesi üzerine, hükümlüler hakkındaki uyarlama isteminin 2012/223 sayılı esasa kaydedilip, hem 5237 sayılı TCK, hem de 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi yönünden yapılan uyarlama yargılaması sonucu hükümlüler hakkında 20.03.2013 tarihinde karar verildiği anlaşılmakla;
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.05.2011 gün, 66-96 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkelerin 5252 sayılı Yasanın 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 ilâ 101. maddelerine göre belirlenmesi gerektiği, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun ise 5275 sayılı Yasanın 101/3. fıkrası uyarınca itiraz yasa yolu olduğu, bu itibarla 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükümlü hakkında bir karar verilmesi istemi üzerine mahkemece verilen ek karar her ne kadar itiraza tabi olsa da; aynı Mahkeme kararında, hükmün kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı
TCK hükümlerinin, hükümlü lehine uygulanıp uygulanmayacağı konusunda da karar verilmiş olması ve bu kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe yasa nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında verilen kararlar hüküm niteliğinde olduklarından bu hükümlere karşı 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesinde belirtilen istisnalar dışında temyiz yasa yoluna başvurulabilecek olması karşısında, 20.03.2013 tarihli kararın bir bütün olarak temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlüler yararına olan hükümlerin, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, hükümlülerin gece vakti, yol kenarında bulunan, yakınana ait iş araçlarının depolarındaki hafif değerdeki mazotu hortumla çalmaları, olay yerinden uzaklaştıktan sonra ihbar üzerine durdurulan araç içindeki suça konu mazotla yakalanmaları, 13.08.2005 tarihli olay yeri tespit tutanağı ile aynı tarihli teslim tesellüm tutanağına göre yakalandıklarında, söz konusu mazotu nereden çaldıklarını göstermek suretiyle yakınana iadesini sağlamaları şeklindeki eylemlerinden dolayı, 765 sayılı TCY.nın 491/son ve 522(hafif). maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasına mahkum edilmeleri ve bu kararın kesinleşmiş olması karşısında, eylemlerine uyan 5237 sayılı TCY.nın 141/1,143 ve 168/1. maddeleri uyarınca verilmesi gereken ceza tespit edilip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hükümler kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlülerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy