Suç eşyasının satın alınması suçundan sanık ... 'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 165/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 yıl hapis ve 40.000 Türk lirası adlî para cezalan ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2013 tarihli ve 2011/165 esas, 2013/70 sayılı karar aleyhine ... verilen 29/06/2015 gün ve 2014-13215/42822 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/07/2015 gün ve 2015/247409 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-11/11/2010 tarihinde müşteki ... ile diğer sanıklar ... ve ... arasında meydana gelen bir kavga olayında müşteki U.. Ö..'ün cep telefonunun çalınmış olduğu, kavga nedeniyle ayrı bir soruşturma yürütüldüğü, bu olaydan yaklaşık dört ay kadar sonra müştekinin telefonunun kavga esnasında çalınması ile ilgili şikayette bulunduğu, kolluk tarafından yapılan araştırmada CD alım satım işi yapan sanık ...'a ulaşılarak son 4 ay içinde diğer sanıklardan bir telefon satın alıp almadığı sorulduğu, sanık ... 'ında adı geçen sanıklardan bir cep telefonu aldığını ve halen kullanmakta olduğunu beyan etmesi üzerine yapılan kontrolde sanık ...'ın satın alıp kullandığı telefonun müştekinin çalman telefonu olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine diğer sanıklar hakkında hırsızlık, sanık S.. hakkında da suç eşyasının satın alınması suçundan dava açılıp mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmış ise de, sanığın suçlamayı kabul etmeyip telefonun çalıntı olduğunu bilmeden satın aldığını beyan ettiği, sanığın telefonu satın aldığını kolluğa bizzat kendisi beyan ettiği ve telefonu da kendisinin kullanmakta olduğu, diğer sanık ... 'ın sanık ...'ın daha önce de sanık F..'ten çalıntı eşya satın aldığı yönündeki beyanlarının mahkumiyete yeter delil sayılamayacağı, sanığın daha önce meydana geldiği iddia edilen eylemlerine ilişkin kesinleşmiş bir mahkumiyeti bulunmadığı cihetle, sanığın mahkumiyetini gerektirecek başkaca bir delil de bulunmadığı gözetilerek beraat kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması suçunun cezasının altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası olduğu, ancak mahkemece teşdit uygulanarak hapiste üst sınıra yaklaşılıp 2 yıl hapis ve 1.000 gün adli para cezası verilerek günlüğü 40,00 Türk lirasından hesaplandığı, teşdit gerekçesi olarak "kasta dayalı kusurunun yoğunluğu, aynı sanıklardan daha önce de başkaca hırsızlık konusu eşyaları düşük değerle satın alması ve suça eğilimine göre suç işleme sebep ve saikleri" gösterilmiş ise de, sanığın başkaca hırsızlık konusu eşyaları satın aldığı olgusunun henüz sadece iddia aşamasında olduğu, sanığın iddia konusu eylemleri gerçekleştirmiş olduğuna dair bir yargılama veya kesinleşmiş mahkumiyet bulunmadığı ve bu suçlardan beraat etme olasılığı bulunduğu, sanığın başka herhangi bir suçtan da sabıkası bulunmadığı, sanığın cep telefonunu başka birine satmayıp kendisinin kullanmış olduğu cihetle, sanığın ilk mahkumiyetinde yüksek düzeyde teşdit uygulamasının yasal dayanağı bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılmasında, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK'nun 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olup, bu yolla kanunların aynı şekilde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibarettir.
Olayla ilgili tüm kanıtlar toplanıp değerlendirildikten sonra verilen kararlarla ilgili olarak, kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmadığı gibi yasada öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkı kullanılarak belirlenen ceza yönünden, takdirin hatalı kullanıldığı gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı dikkate alınarak her iki bozma istemi yerinde görülmediğinden, (AFYONKARAHİSAR) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 19.02.2013 gün ve 2011/165, 2013/70 sayılı karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy