Karşılıksız yararlanma suçundan sanık M.. Y..'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 43/1-2. maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2013/988 esas, 2014/321 sayılı kararı ile aynı eylem nedeniyle adı geçen sanığın anılan Kanun’un 163/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2014 tarihli ve 2013/919 esas, 2014/40 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/07/2015 gün ve 2015/14895-47854 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/10/2015 gün ve 2015/261961 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1- Aynı sanık hakkında hem Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesi, hem de Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesince aynı işyerinde işlenen karşılıksız yararlanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, her iki dosyaya konu olan suç tarihlerinin 24/07/2013 ve 11/09/2013 olup aralarında kısa bir zaman aralığı bulunması ve her iki suçun da iddianamenin kabulü ile hukuki kesinti oluşmadan önce işlenmiş olmaları karşısında, sanığın iki eyleminin zincirleme suç oluşturacağı nazara alınarak bu iki davanın birleştirilip, delillerin değerlendirilerek sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi ile uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kararlar verilmesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin beşinci fıkrasında "Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz” şeklindeki düzenleme karşısında, etkin pişmanlık hükümlerinin kovuşturma aşamasında uygulanması bakımından mahkemenin bildirimde bulunulup, ödeme için makul bir süre verilmesi ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
24.07.2013 tarihli tutanaktan dolayı Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05.02.2014 gün ve 2013/919, 2014/40 sayılı kararı ile karşılıksız yararlanma suçundan 10 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilen hükümlü hakkında, 11.09.2013 tarihli tutanak nedeniyle yargılama yapan Mersin 7.Asliye Ceza Mahkemesi'nce, 17.06.2014 gün ve 2013/988, 2014/321 sayılı kararda, her iki eylemin zincirleme suç oluşturduğu kabul edilip, TCK'nın 163/3. maddesi uyarınca hükmolunan 2 yıl hapis cezasında, TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırım ile 3 yıl hapis cezası belirlenerek, Mersin 6.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/919, 2014/40 sayılı kararı ile verilen 10 ay hapis cezası düşürülüp, sonuç olarak 2 yıl 2 ay hapis cezasına hükmolunması karşısında, zincirleme suç hükümleri zaten uygulanmış olduğundan ve 5237 sayılı TCK'nın 168/5. maddesinde zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde cezada indirim öngörülmüş olup, kovuşturma sırasında zararı giderme girişiminde bulunmayan sanığa, mahkemenin bildirimde bulunma ya da ödeme için süre verme yükümlülüğü bulunmadığından, yerinde görülmeyen her iki kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy