MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ...'ın Dairemizin 30/09/2014 tarihli bozma kararından sonra istinabe mahkemesinde 04/12/2014 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, müdafi istemediğini belirttiği gibi, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince de sanığa zorunlu müdafi atanmasını gerektirecek bir durum da bulunmadığı halde, sanık ... için bozmadan önce esas mahkemenin talebi üzerine barodan atanan müdafi Av. ...'ın yüzüne karşı tefhim edilen karar, müdafii tarafından temyiz edilmiş ise de, dosya arasında sanık tarafından verilen vekaletnameye de rastlanmayan anılan müdafinin sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmünü temyize yetkisinin bulunmadığı gözetilerek; yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün bizzat sanık ...'a tebliğinin gerektiği, ancak hükmün sanığa tebliğ edildiğine dair dosyada bir belgeye rastlanmadığından, gerekçeli kararın ve Dairemizin iade kararının sanık ...'a usulüne uygun şekilde (sanığın cezaevinde olması halinde cezaevinde tebliği, aksi halde ifadesinde bildirdiği son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması halinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilerek, tebliğ belgesi ile birlikte verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklendikten sonra incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 25/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.