MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyet, konut dokunulmazlığını bozma suçundan CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
CMK'nın 231. maddesi uyarınca verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan ''hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına'' ilişkin karara karşı aynı Kanun'un 231/12. maddesine göre itiraz yasa yolu açık olup, yine aynı Kanun'un 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda ya da merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, sanığın dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin İADE edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteminin CMUK'nın 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
3- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarına gelince;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K.sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Ancak;
Sanığın Kamera İzleme ve Tespit Tutanağı ile kimlik tespiti yapılmak suretiyle yakalanması sonucunda, suçlamayı kabul edip, 20.10.2012 tarihli tutanak içeriğine göre suça konu eşyaların yerini göstermek suretiyle soruşturma aşamasında bir kısım eşyaların katılana iadesini sağladığının anlaşılması karşısında; kısmi iadenin gerçekleştiği kabul edilerek, kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı katılandan sorulup sonucuna göre TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy