MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlü hakkında 16.04.1987 tarihli mahkumiyet hükmünün 24.04.1987 tarihinde kesinleştikten sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın lehe hükümlerinin değerlendirilmesi için uyarlama yargılaması yapılmak suretiyle verilecek hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında 4616 sayılı Kanun'un 1/2. maddesi gereğince mahallinde değerlendirme yapılması mümkün görülmüştür.
1- 5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK’nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan kanunun belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki kanun ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan kanunun saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp uyarlama yargılaması yapılarak karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Hükümlünün olay günü gece vakti sayılan zaman diliminde müştekiye ait .... plakalı otomobilin sağ arka kelebek camını kırıp, içeriden 700.000 TL değerinde elektronik oto teybini çalması şeklinde gerçekleşen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesi kapsamındaki hırsızlık suçunun yanı sıra suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı bulunan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu gözetilerek, uyarlama yargılaması öncesine ait belgelerin dosya içerisinde bulunmadığı ve şikayetin mevcut olup olmadığının dosya kapsamından anlaşılamaması nedeniyle mala zarar verme suçu yönünden 5271 sayılı CMK'nin 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip, 5237 sayılı TCK'nın 7. ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy