MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Suç tarihi itibariyle 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 151/1,31/2. maddelerinde tanımlanan mala zarar verme suçu için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 6 yıllık zamanaşımının suçun işlendiği tarih olan 04/04/2009 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,
Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğun, gece saat 02.30 sıralarında müştekilere ait işyerlerine girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediği ve 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/12/2012 tarih ve 2012/1247 esas ve 2012/1842 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinde düzenlenen “suçun gece vakti işlenmesi”nin suçun daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâli olması nedeniyle aynı Kanun'un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alındığında, TCK'nın 66/1-d, 66/2 ve 67/4. maddelerine göre hesaplanan 11 yıl 3 aylık zamanaşımı süresinin dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 50/3.maddesi uyarınca daha önce hapis cezasına mahkûm edilmeyen ve fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında kısa süreli hapis cezalarının aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gözetildiğinde suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan uzun süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevirmesi ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceği hallerde aynı içeriği kapsayan 5237 sayılı TCK’nın 50/1-b maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden, hırsızlık suçundan kurulan hükümde; hapis cezasının, zararın tazmin suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, oluşa dosya ve içeriğine, suçun işleniş biçimine göre 5237 sayılı TCK'nın 145.maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığından tebliğnamedeki bu yönden de bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamış, yapılan duruşmaya, toplanan delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer itirazlar yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Dosya içerisinde bulunan nüfus kayıt örneğine göre, suça sürüklenen çocuğun doğum tarihinin 09/04/1995 olduğu, bu nedenle 04/06/2014 tarihinde onsekiz yaşını doldurduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 182, 184 ve 186. maddeleri uyarınca verilmiş ayrı bir “kapalılık kararı” da bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkındaki duruşmaların, 5271 sayılı CMK’nın 182. maddesi uyarınca “herkese açık” bir şekilde yapılması ve hükmün de “açık yapılan duruşma sırasında” tefhim edilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkemece son duruşmanın kapalı yapılması, hükmün de kapalı duruşmada tefhim edilmesi suretiyle “açıklık kuralının” ihlâl edilmesi,
2-Suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35/1 ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2 maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan ve aynı Kanun'un 35/3 maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesinde “çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Her ne kadar 5237 sayılı TCK'nın 50/6. maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında 5237 sayılı TCK'nın 50/6. maddesinin çocuk yönünden uygulanamayacağı, hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde, diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden hırsızlık suçu yönünden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 04.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy